Kekliktepe Köyü Forum


 
AnasayfaKapıGaleriKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 DİVRİĞİNİN YÖRESEL KIYAFETLERİ

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
meltem ozcan
Gelişmiş üye
Gelişmiş üye


Kadın
Mesaj Sayısı : 139
Yaş : 31
Nerden : İSTANBUL
Kayıt tarihi : 01/06/08

MesajKonu: DİVRİĞİNİN YÖRESEL KIYAFETLERİ   Ptsi Tem. 14 2008, 12:13

Yöresel giysi dediğimiz kıyafetler günümüz modası dışında kalan geçmişten bugüne toplumların kültürünü yansıtan, geleneksel giysilerimizdir. 17.yy’ dan sonra ekonomik ve toplumsal değişikliklerle bu kıyafetler kentsel bölgelerden başlayarak kırsal bölgelere doğru yavaş yavaş günlük kullanımlarını yitirmişlerdir. Günümüzde artık yöresel giysiler, müzelerin vitrinlerini süslemekte, sandıkları beklemektedir. Sadece kültürünü seven ve yaşatmaya çalışan bazı yörelerde kına gecesi vb. özel günlerde azda olsa bu kıyafetler giyilmektedir. Bu yerlerden bir tanesi de sadece kıyafetleriyle değil, takı ve aksesuarları, mimari dokusu, kültürü, gelenek göreneğiyle tam bir kültür mozaiğini yansıtan Divriği’ dir. Bunca güzelliklerin hepsini burada ele almak mümkün olmayacağından Divriği’de kullanılmış olan kıyafetleri, bu kıyafetlerin özelliklerini, kullanım yerlerini kısaca anlatmaya çalışalım.

Divriği’de yöresel giysiler sadece bayanların giydikleri ile sınırlı değildir. Çocukluktan, yetişkinliğe, erkek kıyafetlerini de içeren bir çeşitlilik gösterir. Helaliye gömlek, üçpeş, şalvar, fermana, kalkmalı, bindallı, caket, ceket (hırka), dövmeli fistan, parça entari, şovkıya, yıldızlı (sinekli) kadife, karaçadır, maroken çadır, alaca çadır, dövmeli çadır, bağdat çadırı; bayanların kullandıkları giysilerdir. Altınlı hindi, fes, lahuri şal, yün şal, trablus kuşak ise bayan giysilerinin tamamlayıcı parçalarıdır. Yakasız göynek (gömlek), helaliye göynek (gömlek), işlik, çuha şalvar, çuha yelek, cepken, atlas entari(şetari); erkelerin kullandığı kıyafetler, abaniye, dalfes(puşulu fes), lahuri şal, yün şal, trablus kuşakta erkeklerin giysilerini tamamlayıcı parçalardır. Şimdi Divriğililerin iyi bileceği bu giysi parçalarını tek tek ele alarak özelliklerini, nerelerde kullanıldıklarını açıklayalım.

Helaliye Gömlek (Göynek ): ipek veya ketenden yapılmış bazı yörelerde iç donu diz bezi de denilen şimdinin iç çamaşırı yerine kullanılan bir çeşit giysi türüdür. Bayanlar çoğunlukla bu giysi parçasını üçpeş’in içine giyerek kullanmışlardır.

Üçpeş: Peş etek için kullanılan parça anlamına gelen yöresel bir deyim.
Divriği’de üçpeş 1940’lı yıllara kadar gelinlik olarak giyilmiş günlük yaşamda da kullanılmıştır. Eskiyince yerine yenisi dikilir, bahçede çalışırken evde iş yaparken vb. faaliyetlerinde üzerlerinden çıkarmazlarmış. Üçpeş, desen ve kumaş özelliklerine göre çeşitli adlarla isimlendirilmiştir. Halep parçası, deveboynu, üstüfiye, kutnü, simli parça, karalı parça, selimiye parça, ahlı parça üçpeş isimleriyle adlandırılmışlardır. Bunlardan ipekli, atlas, saten, pamuklu, simli kumaşlardan yapılmış, kaytan denilen şerit ve sırma, altın, gümüş tellerle işli olanları değerli olanlarındandır.

Üçpeş takısız düşünülemezdi. Giysi başa konulan yöreye has tepelik ile onun üstüne örtülen altınlı hindi ve bazen örtüyü tutması için başa bağlanan kırmızı kurdele ile kullanılmıştır. Hırtlatma, kelep inci, kordon, elmas gerdanlık, beşibirlik, şerit boynu süsleyen takılar iken, hamaylı, altın saat; elbise üzerine takılan, bozovdiş küpe; kulağa takılan aksesuarlardan olup giysi bu parçalarla tamamlanmıştır. Eskiden gaplak (gelin başlığı) ile birlikte istifan, yüz inci ve sıra denilen takılarda kullanılmıştır. Üçpeş’i erkeklerde kullanmışlardır. Bu durum Osmanlı dönemi giyim tarzını sürdürmeleri şeklinde yorumlanmıştır.

Üçpeş’in üzerine cübbe denilen üçpeş’in model ve özelliğinde bir giysi daha giyilmiştir. Bu giysiyi ise yaşlı hanımlar kullanmışlardır. Gelinlere ise üçpeş üzerine kaftan denilen her tarafı sırma işli topuklara kadar uzanan bir kıyafet giydirilmiştir. Üçpeş’in kumaşı Halep tarafından getirilerek, Divriği’de bu işin ustası olan terziler tarafından dikilmiştir.

Üçpeş dikimi denince belli ustalar akla gelirmiş. Çilegilin Şaben ağa ve Hacı Nasıflının Hamire Hanım. Özellikle Şaben ağa bu işin piri olarak bilinir, başka terzilerde üçpeş biçtirmeye Şaben ağaya gelirmiş.

Şalvar: Şalvar, kumaş cinsine ve desen özelliğine göre isimlendirilmiştir. İpek, kadife, atlas, saten, çitari meydanî, kutnü, keşmir, şip özelliklerindeki kumaşı tüccarlar tarafından Halep ve Şamdan getirilmiştir.

Sırma şerit ve kordon süslemeli olan şalvarlar gelin şalvarı olup en zengin özellikte olanlarıdır. Günlük yaşamda, basma, pazen, divitin, yabanlık özelliğinde herhangi değer ve özellik taşımayan şalvarlar kullanılmıştır.

Fermana(Salta): Kısa cepken adıdır. Üzeri sim, sırma, şeritlerle işli yün, kadife, keten, çuha kumaşlardan yapılmıştır.

Kalkmalı: ipek kadifeden altın sırma ve iplerle ağır Osmanlı motifleriyle bitkisel bezeme ve geometrik şekillerde çok ince işçilikle yapılmış çok değerli bir giysi çeşididir. Beden 10 kollar 2 parça toplam 12 parçadan oluşmuştur. Yaka bele kadar açıktır. Gelin kıyafeti olarak kullanılmıştır. Halep, Şam taraflarından kumaşının geldiği Türkiye de işlenmiş olduğu, Osmanlı döneminden kalmış saray kıyafeti olduğu söylenmektedir.

Bindallı: Kalkmalıya çok benzer olduğu söylenen kıyafet orijinalini göremedim ama anlatılanlara göre altın veya gümüş iplerle, ipek kadife üzerine ağır motiflerle işlenmiş bir kıyafettir. Yanlarının dize kadar yırtmaçlı olduğu söylenmektedir. Gelin kıyafetidir.

Caket(Ceket): Pek ayrıntılı gözükmüyor olmasına karşın beden 9,kol 2, olmaküzere11 parçadan oluşmuştur. İpek kadifeden yapılan giysi cep kenarlarından ön orta ve etek ucuna kadar simli sutaşı, simli ince şerit ve kordonla süslenmiştir. Giysi süslemede geometrik motifler kullanılmıştır.
Genç kız ve gelinler tarafından dövmeli entari üzerine giyilmiştir. Daha çok köylerde kullanıldığı söylenmektedir.

Libade(Ceket Hırka): 12 parçadan oluşmuş omuz dikişsiz ön arka bütün olarak hazırlanmıştır. Bu günün tayyörlerine benzemektedir. İpek kadifeden altın ve gümüş karışımı sırma ipler ile osmanlı motifleri ile işlidir. Zincir işi tekniği kullanılmıştır.

Eski yıllarda olgun ve yaşlı hanımların giyindiği bir kıyafet olduğu söylenen libadenin, başa takılan sıra, gablak, boyna takılan hırtlatma ve altıntop ile kullanıldığı yöre halkı tarafından aktarılmıştır.

Dövmeli Fistan: Giysi adını kumaşından alır. İpek ve taftadan kumaşın Ermeni terzileri tarafından dikildiği söylenmektedir. Üzerindeki serpme bezemeler elde yapılmıştır.

Parça Entari: İsmini model özelliğinden almıştır. İpekli, simli, bitkisel bezeme kullanılmış bir kumaştan dikilmiştir.

Şovkıya: Halep ten gelen ipek satenden, boyuna çizgili bitkisel bezeme bir elbise çeşitidir. Kumaşı yöresel gündelik yaşamda da kullanılırmış.

Yıldızlı Kadife: Kumaş özelliği bakımından yöreseldir. Kadife üzerine çamaşır suyu ile özel uygulamalarla ağartmalar yapıldığı söylenmektedir. Yaşlı kadınların yakın zamana kadar kullandığı bir kıyafet olduğu anlatılmaktadır.

Alaca Çadır: Gündelik hayatta yakın mesafelerde kullanılmıştır. El tezgâhlarında pamuklu iplerle dokunmuş siyah beyaz kareli bir kumaş türüdür.

Dövmeli Çadır: Genç kız ve gelinlere giydirilir. Dışarı kıyafeti olarak kullanılmıştır. Halepten gelen kumaşın üzerindeki serpme motiflerin Eğin de işlendiği söylenmektedir.

Bağdat Çadırı: Genç kız ve gelinler kullanmışlardır. Çadırlar içerisinde en kıymetli olanıdır. Gelinler evlerinden bu çadır ile çıkmışlardır.
Maroken: Dışarıdan kaçak gelen en çok tercih edilen maroken denilen bir çeşit kumaştan yapılmış olan çadır türüdür. Eskiden kız çeyizlerine mutlaka koyulduğu söylenmektedir. Çok değerli olduğu söylenen bu maroken cinsi çadır, fiyat itibari ile eskiden bir kırmızı liraya alınmıştır.

Kara Çadır: Orta yaş ve üstü hanımlar giymişlerdir. Büyük hanımlar, fay bürük adıyla söylenen halk diliyle fitillide denilen kara çadırı dışarı giysisi olarak kullanmışlardır. Bu dışarı kıyafetini yaşlı, genç herkes giyinmiştir.


Erkek Kıyafetleri:
Helaliye Gömlek ve Don: Bayanların kullandığının dantelsiz olanıdır.
İşlik: Yörede adına şetari de denilen bir çeşit gömlektir. Pamuklu parlak satenden boyuna çizgili kumaştan yapılmıştır. Entari gibidir. Omuzları dikişsiz olan bu kıyafet helaliye gömlek ve donun üzerine giyilerek kullanılmıştır. Gelişen toplum ve modanın etkisi ile İşlik yerini batı tarzı kıyafetlere bırakmıştır.
Çuha Şalvar: Yedi yaprak şalvarda denir. Ağ kısmı geniş aşağı doğru sarkar vaziyettedir. Paça kısımları ise dardır. Beli uçkur ile bağlıdır. Giyilme şekli; helaliye gömlek üzerine işlik, bunun üzerine yelek, sakavo (ceket) ve cübbe(pardösü) giyilirdi.

Zığva: Yan dikişlerinden kaytan şerit geçirilmiş, paçası dar özellikte olan bir şalvar çeşididir.
Erkekler başlarında; puşulu fes, bellerinde; trablus kuşak, lahuri şal veya abaniye kullanmışlardır.

Cepken: siyah, bordo, lacivert çuha üzerine bükülmüş sırma ile işlemeli bir yelektir.
Atlas entari: Şetari de denilen saten kumaştan yapılmıştır. Sarı, siyah, bordo karışımlı birbirinin üstüne binmiş, kopuk çizgili desen özelliğindeki kumaştan dikilmiş erkek kıyafetidir. Atlas ve şetari yazın, zığva ise kışın giyilmiştir. Giysi; yan dikişlerden dizlere kadar yırtmaçlı, giysinin kolları ise manşetlidir.
1930’ lu Yıllarda Giyilenler: Süvari pantolon, Külot pantolon.

Dalfes (Puşulu fes): dalfes, bu işle uğraşanların çıkarttıkları özel kalıplarla hazırladıkları kalın çuhadan, kırmızı bordo renklerde yapılmış bir fes türüdür. Dalfesin üst kısmında mavi büyük bir püskül takılıdır. Dış kısmına puşu denilen bir örtü bağlanarak kullanılmıştır. Dalfes mavi, mor renklerdedir. Altın sırma iplerle geometrik veya bitkisel bezemelerle işlenerek süslenmiştir.
Bele bağlananlar: Lahuri şal, Abaniye, Peştamal, Trablus kuşak, Yün kuşaktır. Peştamal kırsallarda kullanılmışken, abaniye erkekler tarafından gündelik yaşamda kullanılmıştır. Bu kuşaklar el tezgâhlarında yün veya ipek iplerle bitkisel ve geometrik şekillerde dokunmuştur. İpleri kök boya ile boyanmıştır. Lahuri şal daha ince dokunmuş çok kıymetli bir dokumadır. Keşmir’den dokunup geldiği söylenmektedir. Bayanlar hırkasını da kullanmışlardır.

Kıyafetler hususundaki bu anlattıklarımız Divriği’nin kültür mozaiğinden sadece küçük bir parça, küçük bir yansımadır. Yazımızın başında belirttiğimiz gibi Divriği, mutfak kültürü, giyim kültürü, mimari yapısı, insanların yaşayışı, örf ve adetleriyle eşsiz bir memlekettir. Ama her an değişen ve gelişen toplum yapısıyla bu değerlerimizin artık yok olmaya başladığı da kaçınılmaz bir gerçektir. Bizi biz yapan kimliğimizin bir parçası olan bu kültür değerlerimizin yok olmasına engel olmak, gelecek kuşaklara da aktarımını yapmak adına hepimiz el ele vermeliyiz. Kültürel kimliğimizi yansıtan bu değerlerimize sahip çıkmalı, hiç bir şey yapamıyorsak ta, kültürümüzün kalıcılığı adına çalışan, kitaplar yazan, eserler ortaya koyan, insanlarımıza bu çalışmalarının devamı adına destek olmalıyız.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
KEKLİKTEPE
ADMİNİSTRATOR
ADMİNİSTRATOR
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 136
Nerden : Sivas-Divriği-Kekliktepe Köyü
İş/Hobiler : Ögrenci /Bilisim Tek. Alanı
Kayıt tarihi : 01/03/08

MesajKonu: Geri: DİVRİĞİNİN YÖRESEL KIYAFETLERİ   Salı Tem. 15 2008, 01:01

Bilgi İçin Tesekkürler...

_________________
Gelin canlar bir olalım
Münkire kılıç çalalım
Hüseyn'in kanın alalım
Tevekkeltü taalallah
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.kekliktepe.tr.cx
 
DİVRİĞİNİN YÖRESEL KIYAFETLERİ
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Kekliktepe Köyü Forum :: KÜLTÜR EDEBİYAT :: SİZDEN GELENLER-
Buraya geçin: