Kekliktepe Köyü Forum


 
AnasayfaKapıGaleriKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 hüseyin gazi--divriği

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
KEKLİKTEPE
ADMİNİSTRATOR
ADMİNİSTRATOR
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 136
Nerden : Sivas-Divriği-Kekliktepe Köyü
İş/Hobiler : Ögrenci /Bilisim Tek. Alanı
Kayıt tarihi : 01/03/08

MesajKonu: hüseyin gazi--divriği   Cuma Nis. 11 2008, 17:48

HÜSEYİN GAZİNİN TÜRBESİ VE MAKAMLARI

Hüseyin Gazi adına bir çok yerde türbe ve makam vardır. Bunlardan en önemlisi Ankara Hüseyin Gazi Dağındaki tekkesi çevresinde bulunan yatırıdır. Burada bulunan türbesi çevresinde 13. yy.da yaptırılan Bektaşi tekkesi 1925 yılına kadar görevini sürdürmüş, bir Türk okulu olarak insanlarımıza hizmet vermiştir. Alevi-Bektaşi edebiyatının yaratıcı ozanlarının bu tür tekkelerdeyetiştiği bilinen gerçeklerdir. Ankara’daki türbesiniıı dışında önemli bir yatırı da Divriği ilçesine hakim Igımbat adı verilen dağın zirvesine kuruludur. Taşlarla örülü üç metre uzunluğundaki mezar ve türbesinin 1959 yılında onarıldığını yazan ve burasıyla ilgili Özen’in kitabından ediniyoruz “Hüseyin Gazi savaşarak.Divriği’ye kadar gelir. Körküsü Köyü civarındaki korulukta kolundan ok yarası alır, bakımsızlıktan kolu göverir, (kangren olur) düşer. Hüseyin Gazi’nin ok yarası aldığı yer bugün adını Gazili ziyaret yeri olarak almıştır. Ziyaret Körküsün Köyü koruluğu içindedir. Hüseyin Gazi’ninbakımsızlıktan kopan kolu da Kömek Köyü civarındadır. Bu ziyaretin adı da Gökkoludur. Her yıl civar köylülerce bu iki adak yeri ziyaret edilir”. (20)

Hüseyin Gazi ile ilgili büyük bir makam da Çorum Alaca ilçesindedir. Burayla ilgili halkın ortaya koyduğu bir söylence vardır. “Hüseyin Gazi şehit düşüııce oğlu Battal Gazi Malatya’da bulunuyormuş. Bağdat halifesi Abdulselam’dan babasının yerini ister, o da daha babanın kanı kurumadı. Onun öcünü al da öyle gel der. Bunun üzerine Seyyit Cafer Battal Gazi yola çıkar. Çorum’a bir saatlik yerde Alaca kazasına Balıklar Havuzu denilen şimdiki Hüseyin Gazi Tekkesi’ne misafir olur o vakitler burası manastırmış.

Keşiş’in adı da Şambaz Baba imiş. Keşiş der ben seni birine benzetiyorum, sen Hüseyin Gazi’nin oğlusun. Seyit Battal’ı içeri almış, yemek yemişler, Sonra keşiş latasını çıkartıp bir kapı açar, orada yeşil cübbe, yeşil sarık ile, yeşil örtülü kurandan bir aşir okurlar. Bunun üzerine Şambaz Battal’ı babasının kanını almak üzere Ankara’ya gönderir. Battal dört gavurun başını keserek getirir. Şambaz birisin tanır. İşte babanın katili bu idi diye gösterir. Bu başı tekkenin eşiğinin önüne gömer ki, dünya durdukça çiğnensin. Bu tekkeye Hüseyin Gazi kolu yahut kulu denir.’. (21)

Söylencelerdeki savlar da Hüseyin Gazi’nin yaşadığı dönemi göstermesi bakımından önemlidir. Bu bilgiler ise bizim savımızı destekler niteliktedir.

Hüseyin Gazi’nin gerek yurt içinde gerekse yurt dışında bir çok makamının olduğu biliniyor. Bu makamları da bize şunu gösteriyor ki, Türk insanının Hüseyin Gazi’ye sahip çıkarak, onu kendi kültürlerinin bir parçası saymaları Hüseyin Gazi’nin hangi ırktan geldiğinin pek de önemli olmadığını gösteriyor. 0 Türk insanının geleneğinde bütünleşmiş birisi olarak ortaya çıkıyor. 0 nedenle de Türk halkı Hüseyin Gazi’yi bünyesine alarak O’nu hem Anadolulaştırmış hem de Türkleştirmiştir.

Evliya Çelebi; Anadolu’yu gezerken uğradığı önemli yerlerden birisi de Ankara Hüseyin Gazi türbesidir. Evliya Çelebi, Hüseyin Gazi ile ilgili bize farklı bilgiler de sunmaktadır. Bu nedenle Hüseyin Gazi’nin bu kültürde bir kimliğini daha görmüş olmaktayız. “Hüseyin Gazi Engürü’nün kıble tarafında uzak bir yer olan Hüseyin Gazi Köyü’nde gömülüdür. Kendisi Rum harplerinde şehit olmuştur. Kendisine aşık olan kral kızının mezarı da malumdur” (22)

Hasluck ise Hüseyin Gazi’nin gerçek mezarının Alaca’da olduğunu ileri sürmektedir. Yukarıdaki söylencede de anlatılan Papaz Şahmaz bu bilgide de geçmektedir. “Shamas Battal tarafından İslam yapılmış rahip olarak da anılmıştır. Şahmaz’ın adı Alaca’da kendi adıyla da korunmuş, ancak bu tekkede Hüseyin Gazi’nin mezarının olduğu bildiriliyor.”. (23)

Genç araştırmacılardan Yağmur Say Hasluck’dan farklı düşünerek şunları söylüyor “Hasluck’ın yargısına katılmak olanaksızdır. Bütün Battalnamelerde Hüseyin, Battal Gazi’nin babası olarak geçer. ve mezarı da Ankara Hüseyin Gazi dağındadır”. (24)

HÜSEYİN GAZİ TÜRBESİ

Hüseyin Gazi gerek tarihi kişiliğiyle, gerekse bıraktığı kültürel mirasla biıı yıldır Anadolu insanıyla yaşamaktadır. Yiğitliği, kahramanlığı ve tarihsel şahsiyeti, kendisine yakıştırılan eren, evliyalığı tarih aralarında ve menkıbelerde yaşarken onun için yaratılan kültürel değerler her zaman Anadolu insanıyla birliktedir.

Hüseyin Gazi türbesi Ankara’da en yüksek tepenin koyuğunda bulunmaktadır. 13. yy. da yapıldığı anlaşılan tekke binalarının sadece yıkık duvarları günümüze kalmıştır.

Köylülerin anlattığına göre burası en kalabalık ziyaret yerlerinden birisi olarak varlığını sürdürmüştü. Türbenin üstü kurşun kaplama, duvarları tarihi piriketlerle örtülüymüş, ancak günümüzde bütün bunlar yok olmuş. Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar varlığını sürdüren tekke binalarının çeşitli bölümleri hala yıkıntılarından da belli olmaktadır.

Kocaman bir cemevinin kalıntıları türbenin giriş kapısının hemen önünde durmaktadır. Bu bölmenin arkasında bulunan kalıntıların, araştırmayı yapan Kültür Bakanlığı mimarlarından Kemal Soyer’in anlattığına göre mihmanevi, cem~evi, dedeevi, bakıcıların kaldıkları evler, derviş evleri, ahırlar, samanlıklar mevcudiyetini yıkıntılarıyla sürdürmektedir. Adı geçen mımarın söylediğine göre burada yapılacak bir çalışmayla eski binaları yeni bir projelendirmeyle yeniden ortaya çıkacaktır. (25)

Büyük Türk gezgini Evliya Çelebi Seyahatname’de bize burayla ilgili geniş bilgiler sunarken, Hüseyin Gazi tekkesinin vakfiyeleri, zengin, gösterişli şamdanları ekim arazileri bulunmaktadır. Ayrıca bu alanda 100 dervişin görev yaptığını anlatıyor.(26) Yüz dervişin görev yaptığı bir yerleşim biriminde buraya gelen ve burada yaşanan kültürel değerleri kestirmek mümkündür. Yine türbede bulunan kırık bir kitabeden okunduğuna göre burası Yıldırım Bayezid dnemide tamir görmüştür. Ancak yapılış tarihiyle ilgili kesin bir tarih bulunmamaktadır. 13. yy da yaptırılan bir Bektaşi tekkesi olduğu ve iki kez kapatıldığı bilinmektedir. Bu kapatılış tarihleri Bektaşi tekkelerinin kapatılışına denk düşmektedir.

BUGÜNKÜ DURUMU VE ÇEVRESİNDE OLUŞAN KÜLTÜREL DEĞERLER

Tarihi misyonunu 1925 yılında noktalayan türbe ve tekke merkezi o tarihe kadar bir Türk okulu olarak işlev yapmaktadır. Döneminde yaşamış olan kişilerden edindiğimiz bilgilere göre burasının üstü kurşun kubbe ile kapalıymış. 1940’larda köylüler tarafından kurşun kııbbeler sökülerek alınrnış, evlerin eşyaları ve malları yağmalanmıştır. Önemli eşyalarının yakıfların deposunda Olduğu söylenmektedir.(27)

1925 yılında Tekke ve Zaviyeler yasasıyla türbenin kapatılması halkı inançsal olarak çok fazla etkilememiş, insanlar inançlarını yaşamak sarp, yolsıız dağa at, eşek sırtında bile çıkamayarak, yaya uzun bir yolcııluktan sonra ulaşmayı göze almışlardır. “At, eşek bile zorlııkla çıkıyordu. Sıı bulmak büyük sorundu. Bu koşullarda türbeye insanlar akın akın gider kurbanlarını kesip, dualarını yaparlardı(28) diyor 78 yaşındaki Hacı Ali Beyanlı ile Mehmet Koş. Köylüler tarafından yağmalanıp, yıkılan türbenin yapılışını adı geçen şahıslar şöyle anlatıyorlar “Kalabalı zengin bir adam vardı. Haca gideceği günden bir hafta evvel rüyasında Hüseyiıı Gazi’yi görüyor. Adam Hüseyin Gazi adını da, türbesini de bilmiyor. Ankaralılar’dan sorduğunda Karapürçek Köyünün üstüııdeki tepede türbesi bulunduğunu söylüyorlar. Adam burasını buluyor. Harap halde görünce, katır ve eşeklerle buraya kum, çimentoçektirerek türbenin üstünü yaptırıyor. Bugünki halinin yapılışı böyle olmuştur.(29) Yapılış yılının da 1965 tarihi olduğunu beyan ediyorlar. Yine 1960’larda bu alanda araştırmalar yapan Prof. Dr. Hikmet Tanyu ise şu bilgileri veriyor “Halen Hüseyin Gazi Türbesi etrafı harap duvarlarla çevrili olup, çatı kubbe gibi şeyler kalmamıştır. Altı metre kadar uzunluğundaki Hüseyin Gazi mezarı bile yıkık durumda.”

Yer yer mum yakılmış, pencere içinde mumlar bulunuyor. Kısmen kapalı türbenin sağ tarafında adarıan iki adet mum duruyor. Para, bez, iplik bağlanmış, adanmış süpürgeler var. Mezar üzerine para bırakılmış, bezleri taşa bağlayıp koymuşlar. Mezarın sağ tarafındaki duvarda, mihrap gibi yerde düğme, boncuk, ufak taş parçaları, paralar, adaklar yapıştırılmış. Paraların değeri yüz paralık ve be.ş kuruşluktur. Duvarlara ziyaretçiler imza ve tarih kazımışlar. Kurban da kesilmiş, bu kadar çeşitli adet yeri ve işaretine nadiren rastlamak mümkündür.

_________________
Gelin canlar bir olalım
Münkire kılıç çalalım
Hüseyn'in kanın alalım
Tevekkeltü taalallah
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.kekliktepe.tr.cx
 
hüseyin gazi--divriği
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» kerbela (imam hüseyini vurdular)

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Kekliktepe Köyü Forum :: KÜLTÜR EDEBİYAT :: HER TELDEN-
Buraya geçin: