Kekliktepe Köyü Forum


 
AnasayfaKapıGaleriKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 MAHZUNİ ŞERİF

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
MuHaRReM GüLeR
Üye
Üye
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 23
Yaş : 30
Nerden : Davutpaşa/istanbul
İş/Hobiler : Öğrenci
Lakap : MuRo
Kayıt tarihi : 11/05/08

MesajKonu: MAHZUNİ ŞERİF   C.tesi Haz. 21 2008, 12:06

Mahzunin hayatını sayfalarca anlatmak yerine kendi ağzından kısaca dinleyelim.
Babamın dediği doğruysa ,anamın da dediği doğruysa 1943 yılının ocak 3'ünde Afşin'e bağlı Berçenek köyünde doğmuşum.

Köyde ilkokul yokmuş o zamanlar.Belli bir yaşa gelen çocuklar Elbistanın Alembey Köyü'nde Hacı Lütfi Efemdinin açtığı Hafız Kuran kursuna gidermiş.Yaşım,öğrenim çağına geldiğinde babamın isteği üzerine ben de Lütfi Efendinin medresesinde hafız kursuna devam etmek üzere Alembey köyüne gittim,geldim...Bizim çevremizde kocaman bir yobaz bulutu döner.Hacı Lütfi Efendi hiç çekinmeden,canının istediği şekilde,bilmediğimiz dillerle,bilmediğimiz isimlerle fetvalar verirdi durmadan.Arapçayı o zaman öğrendim.Şimdi Arapça yazıp okuyabiliyorum. Lütfi Efendinin medresesinde üç buçuk sayfada kaldım...

Derken köye eğitmen,ardından öğretmen verildi.Devam ettiğim ilkokulu süresinde bitirdim.

Gün oldu gönül bir şeye takıldı.O da şu:Arada sırada Afşine,Elbistana subay kıyafetiyle dolaşan genç çocuklar görürdüm.Bunlar assubay okulu öğrencileri idi.Çevrenin etkisiyle olacak,askerliğe karşı büyük ilgim vardı.Tutturdum,ille ben de assubay olacağım,diye.Bu isteğim yerine geldi.Öğrenim görmek,"subay olmak"için Mersin 3.Assubay Hazırlama Okuluna başladım.

Bu arada şunu da belirteyim:Ben daha 10-12 yaşında önlüklü bir ilkokul öğrencisi iken dayımın kızı Emine ile nişanlanmıştım,yine babamın ve akrabaların isteğiyle.

1956 yılında girdiğim Mersin Assubay Hazırlama Okulunu 1959da iftiharla bitirdim.Ordonat Tekniker sınıfına ayrılarak sınıfına ayrılarak Ankaraya Ordonat Tekniker Okuluna geldim.Bu okul şimdi benim yargılandığım okuldur;işin daha ilginç yanı,bugün yargılandığım salon benim sınıfımdı.Burada çok kısa süren bir eğitim-öğretimden sonra Sivasa gönderildim.Ekreol Tepede beş ay stajerlik yaptım.

1960'ta ihtilalde payımız oldu.Cemal Babanın emrinde biz bir grup genç silahlandırıldık.Dışkapı bölgesi bize verildi.Yıl 1960ın kasımı oldu.Bugün yargılandığım eski okulumun meydanında bana ilk ****** ödülü verildi.O günün hatırası olarak.Günün Ordonat Daire Başkanı Reşat Ülgenalp in imzaladığı ve gözlerimi öperek verdiği kitabı hala saklarım.

27 Mayısın verdiği ruhla olacak askerliği daha da sevmeye başladım.Başarılarım beni bir yere doğru hızla sürüklüyordu.

Gün geçti ben de "HALKÇILIK" ruhu daha ağır basmaya başladı.Bu arada dayımın kızı Emine ile evlenmiştim.Bir kızımız olmuştu.Mutlu değildim ,anamın babamın kararı ile zorla evlenmiştim.Çok sürmedi bu.İmam nikahı ile evlendiğim karımı bir mektupla boşadım.

Şimdi bağımsızdım bir ölçüde.Halçılık ruhu beni başka yerlere sürüklemeye başlamıştı.Sazı 1955-56 yıllarında okuldayken öğrenmeye başlamıştım.Şiirler yazmağa,türküler söylemeye başladım.Buda pek uzun sürmedi.Okulu terk etmek zorunda kaldım.Ve bugün hala terk ettiğim okulun tazminatını ödüyorum.

Yıllar yılları kovaladı.Sazımla baş başa kaldım.Ankarada oturuyordum.Saz çalarak,şiir yazarak kendimi yetiştirmeye çalışıyordum.

Serüven serüven üzerine geldi,geçti..Yıl 1963 oldu."Doğuda Kıtlık Var"ın yazarı Halil Aytekineltanıştık.Onun aracılığı ile Fikret Otyamı bulduk...Benim ilk gazeteci dostum Fikret Otyam oldu.Yardım etti bize.Hürriyet Gazetesinden Cüneyt Arcayüreke gönderdi.Basından benim hakkımda ilk yazı Cüneyt Arcayürekin imzası ile Hürriyette çıktı.

Bu dönem TİP'in kuruluş yıllarına rastlıyordu.TİP yöneticileriyle ilişki kurduk.Bize yalnız onlar sahip çıkıyordu.Başka kimseyi tanımıyorduk,bizimle ilgilenen yoktu.

Bir Aşıklar Derneği kurmamız gerekti.Nedeni de şu idi.Türkiye de halk ozanalrı sürekli ezilmişlik,yoksulluk içinde yaşamışlardı.Bu durumdan tamamen olmasa da kurtulmaları gerekti.Örgütlenmeleri gerekiyordu.Biz bu gerekeni yaptık.Aşıklar Derneğini kurduk.Sesimizi duyurmaya,çeşitli yerlerde konserler vermeye çalıştık.Bu çabalarımızda da başarılı olduk.Dost Fikret Otyamın ve Gazeteciler Sendikasının desteği ile konserler verdik.Zamanın turizm bakanı Nurettin Ardıçoğluna çıktık,yardım istedik.O zaman TRT doğrudan turizm bakanlığına bağlı idi.Radyodan N.Ardıçoğlunun direktifi üzerine Aşık İhsani'ye Kul Ahmede ve bana söyleme izni verildi.Sendikanın desteği ve yardımıyla konserler verdik.Bunların en önemlisi Büyük Sinemada verdiğimiz konserdi.Büyük ilgi toplamıştı.Çabamıza destek oldu.Ondan sonra sesimizi yavaş yavaş duyurmaya başladık.Ve bu da uzun sürmedi sonunda...Önceleri ozanların seçildiği Türk Halk Ozanları Derneğinin başına avukatlar getirimeye başladı.İlk kadersizliğimiz bu oldu.Dağıldık ondan sonra da...

Bana bir mücadele gerekiyordu.Kime ve neye karşı?Gün geçtikçe görerek,duyarak,sezinleyerek,okuyarak bunu daha iyi anlamaya başladım.Bütün benliğimle kendimi saza verdim.Çalıyordum,söylüyordum ama çalışmalarıma bir yöntem vermem gerekiyordu.

Geçmişteki ozanları,yaşayan ozanları bir bir inceledim.Kendime yol gösterici,eylem kılavuzu olarak seçtiğim Pir Sultan oldu.Ses olarak da etkilendiğim Davut Sulari'dir.Toprak çocuğuyuz,toprağa karşı büyük bir özlemimiz vardır.Bunu da en iyi dile getiren Veysel Baba idi.Belirli bir derecede onun da etkisinde kaldım.Sulari'den etkilendiğim sese,Aşık Veysel mülayimliğini kattım.Düşün felsefemi de yukarda belirttiğim gibi Pir Sultandan aldım...Ve şunu anladım:O güne kadar halk ozanlığı sürekli olarak istismar edilmişti.Halk şiiri geleneği gül,bülbül,çiçek,edebiyatı ile uyutma perhizi olarak kullanılmıştı.İlk amacım bugüne kadar gelen bu kalıpları kırıp,yıkmak oldu.Olaylardan ve halk yaşamından aldığım gerçekleri konu olarak işledim..Ve bugüne kadar böyle geldik....

(12 Ekim 1973 Yeni Ortam -Ali Haydarın Mahzuniyle

DÜNYA GÖRÜŞÜ

Mahzuni Şerif'i daha yakından tanımak için aşağıdaki yazıyı ve Mahzuni'yi Anlamak adlı yazıyı okumak iktiza eder.

Yüzyillarca Alevi-Bektasi Halk Ozanlari; yasadiklari toplumun; deger
yargilarini, yasamdaki sinifsal çeliskileri, yasadiklari bölgenin cografi
kosullarini, halkin sevinçlerini, üzüntülerini, acilarini, kederlerini,
yoksulluklarini, varsilliklarini, korkularini, savaslarini en ince duygularla,
estetik degerler katarak anlatan halk bilimi insanlaridir. Bunlara birçok
örnek verilebilir. Pir Sultan Abdal, Sah Hatayi, Kul Hikmet, Kaygusuz
Abdal, Nesimi, Karacaoglan, Yunus Emre, Seryani, Ruhsati, Asik Veysel,
Sah Turna, Muhlis Akarsu,...bg. daha yüzlercesi sayilabilir.

...Mahzuni; son siir kitabi olan "Dolunaya Tül Düstü" isimli eserindeki
giris bölümünde; kimligi ve dünya görüsü hakkinda söyle demektedir:

"Ben Alevi bir aileden gelme oldugum için kök kültürümde
Alevi ve Bektasilik yatar". Siyasi rengime gelince; "ben
demokrat solcu bir ozanim". Ancak "insan sevgisi din
anlayisimda en büyük isimdir". açiklamasinda bulunuyor.

...Mahzuni Serif'te toplum ve insani etkileyen her seyi bulmak olasidir.
Öyleki onda bilim vardir, soru vardir, sorgu vardir, felsefe vardir,
köy vardir, sehir vardir, devlet vardir, millet vardir, dogruluk vardir,
baris vardir, yigitlik vardir, güzellik vardir, erdem vardir, zam vardir,
zulüm vardir, zevzeklik vardir, nakkaslik vardir, yuh vardir, övgü vardir,
memleket vardir, direnç vardir, yol vardir, baskaldiri vardir, ögüt vardir,
dünya insanligina seslenis vardir, okul vardir, su vardir, dogum vardir,
ölüm vardir, soyanlar vardir, seref vardir, ceylan vardir, haci-hoca-dede
vardir...vs. kisacasi ne ararsan vardir.
Görüldügü gibi Mahzuni Serif çok yönlü bir ozanimizdir.

...Gazeteci yazar Süleyman Yagiz Mahzuni'nin hakkinda söyle diyor:

"Mahzuni'nin hemen her dizesinde çok ince duyarliliklar, hassas
ölçüler, zorlu begeniler ve hem olagan hem de olaganüstü öyküler vardir

------------------ Mahzuni Serif'in Inançsal Kimligi -------------------

Aleviler; Osmanli tarihinden (Kanuni'den) bu yana özellikle ortadoks sünni
kesimi tarafindan horlanmisv, ezilmis, baski görmüs, dislanmis... bg. zorla
asimile edilmeye çalisilmistir. Bu tarih aleviler açisindan Osmanliya karsi
bir baskaldiri tarihidir. Yapilan baski ve zulüm karsisinda kuskusuz
kimligini koruyamayan aleviler olmustur, ser verip görüsünden dönmeyen
binlerce alevinin oldugu da bir gerçektir. Bunlar tarihte yerlerini almistir.
Iste Mahzuni de bunlardan birisidir. Tüm baskilara karsi alevi-bektasi
kimligini koruyan, bu kimlikten onur duyan, bu kimlikten ödün vermeyen,
bu kimlikle evrensellige ulasan bir ozandir. Gerek tutucu aleviler, gerekse
bagnaz sünniler tarafindan inançsal kimligine iliskin yöneltilen elestirilere
Mahzuni gerekli yanitlari vererek gerçek kimligini ortaya koyuyordu. Iste
kendisinin dilinden, kendi kimligini ve kendi inançsal yönünü anlatan...

Siirlerinden biri: Beni merak edip süphe duyanlar
Kendin bilmezlerin telasiyim ben
Aslim Horasan'dan topragim Afsin
Elbistan düzünün bir tasiyim ben Bir gün asik'larin kara gününde
Ah çekip dolastim sevda çölünde
Kuran'da okudum mursid önünde
Saz çalip söyleyen Bektas'iyim ben

...Mahzuni gerçek aleviligin; insanin içinde oldugunu; aleviligin insansever,
barissever, esitlikçi ve toplumcu bir düsünceyi savundugu ve yalani, dolani,
sömürüyü, üçkagitçiligi, namussuzlugu, adeletsizligi, erdemsizligi,
hosgörüsüzlügü, bagnazligi, seriatçiligi,sekilciligi...vb. ret ettigini;...
...ben aleviyim demekle alevi olunamayacagini.

Siirlerinden birinde Söyle dile getiriyor:

Bana bir sünni demisler
Ben alevi olamam ki
Isim gücüm yalan dolan
Ben alevi olamam ki
Eger böyle isen dostum
Sen alevi olamassin

On iki imami haktir
Bende layik imam yoktur
Aleviyim diyen çoktur
Ben alevi olamam ki
Olsam da bilemem ki
Bilsem bile süremem ki

Cahil cahil muska yazdim
Yapip yapip ikrar bozdum
Muhammed'e kuyu kazdim
Ben alevi olamam ki
Olsam da bilemem ki
Inan ki bulamam ki

Ali yalan söyledi mi?
Yetim hakkini yedi mi?
Iyiye kötü dedi mi?
Ben alevi olamam ki
Olamam ki olamam ki
Olsam da bilemem ki



Mahzuni Serif...Her seyin tanri; tanrinin ise her sey oldugu düsüncesini;
evrenin aslinda Tanrinin kendisi oldugunu belirtmekte ve tümtanrici bir
yaklasimda bulunmaktadir. Bugün ne bilim Tanrinin yoklugunu tam olarak
kanitlayabilir nede din Tanrinin varligini tam olarak kanitlayabilir. Insan
ancak soyut kavramsal çikarsamlarla birtakim yorumlar yapabilir. Bu da
ancak o kisinin kendi dünya görüsüyle ilgili bir yaklasimi sergiler...
Ozanimiz evrenin bir yaraticisinin oldugunu ( deist bir yaklasim )
söylemektedir ve buna inanmaktadir. Bakiniz su siirinde bunu
açiklikla dile getiriyor.

Dostlar ben Allah'i inkar etmedim
Bu sekilde hayvan kalana çattim
Seriati savdim, yere yatmadim
Gösterise namaz kilana çattim.

Ne sakal ne biyik dosta yetirir
Ne dua ne telkin canlar bitirir
Ne muska ne divit Hak'ka götürür
Ben canli içinde yalana çattim.

Mahzuni Serif...olay ve olgulari siirlerinde sorgulayan, arastiran, kafa
yoran bir ozanimizdir. Olanla yetinmeyen, daha çok seyi ögrenmeye,
ögrendiklerini ögretmeye çalisanbir kisiliktir. Bakin bir baska Siirinde
Tanri'nin varligini da sorgulayan misralarini görüyoruz.:

Cennet çevresinde sur çevrilmedi
Ne kapisi ne de tokasi yoktur.
Kullar senedini dünyada alir
O sirat'in iki yakasi yoktur.

Dünya yokken bosluk ise kainat
Bosluklar kimlere ederdi biat
Gerçi beni sevmez ama seriat
Gel görki bilimin sakasi yoktur.

Gene tanri varsa tanridan önce
Bu hesabi nasil tuttun gönlünce
Bir varlik kendini yapar mi sence
Zamanin bos yere akasi yoktur.

Mahzuni nedense sükür biter mi
Cenabi mevlaya zikir biter mi
Sen baslar kesersin fikir biter mi
Gönlümün gerçekten çikasi yoktur.

Bu eserinde ozanimizin cennet ve cehennemin bu dünyada adlandirildigini,
...Sirat diye bir köprünün olmadigini, köprülerin yasadigimiz dünyada
bulundugunu ve bunlarin insanlar tarafindan yapildigini vurgulamaktadir...

Görüldügü gibi Mahzuni'ye daha önce deist bir ozandir dememize râgmen
bu siirinde Tanriyi sorguladigini görmekteyiz. Bu bir çeliskidir. Ama her
insanda bu tür çeliskilerin olmasi çok dogaldir. Tam tersine bu tavir
arastiran, sorgulayan, aldigi ile, ögrendigi ile yetinmeyen daha çok
örenmeye çalisan bir bilimsel kafanin belirteci olarak degerlendiriyorum.


------------- Mahzuni Serifin Insancil ( Hümanist ) Kisiligi -----------

Mahzuni Serif'in eserleri titiz bir sekilde incelendiginde en önemli yönünün
o'nun büyük bir insansever oldugugörülecektir. Bu dogru bir saptamadir.
Benim dinim "Insana sevgidir" diyen bir ozanimizdir. Mahzuni Serif büyük
bir hümanist ozanimizdir. Öyleki hemen her siirinde insanseverligin,
hosgörünün satirlarini buluruz. O'nun için önemli olan insanin yasam
hakkidir. Hiçbir neden insan'i öldürmenin bahanesi olamaz. Toplumdaki sinif
kavgasi bile insan öldürmeyi hakli kilamaz. Bir hümanist için bundan daha
özgün bir görüs olabilir mi? Bakin bir siirinde söyle demektedir;

Bosa dögüsmeyin bizim yigitler
Sizi vurduranlar vurulmuyor ki
Kim bilir nerde hangi koltukta
Kömürde tarlada yorulmuyor ki

Ayni baba dölü ölen öldüren
ölenle öldüren iti güldüren
Yokmuidi bunu size bildiren
Vur diyenler burda görülmüyor ki

Isçiyi isçiye düsüren zalim
Boynumuzda boza pisiren zalim
Bu kadar bardagi tasiran zalim
Gözümüz önünde serilmiyor ki

Yeni adi çikmis sag ile sol'un
Tarihte borcu yok kullara kul'un
Iki yani birdir yaptigin çul'un
Bilirsin ölenler dirilmiyor ki

Mahzuni der nedir hak'kin davasi
Insana benzer mi köpek mayasi
Tükensin de bitsin su sinif kavgasi
Sinifsiz bir okul kurulmuyor ki

...Ozanimizin içten söyledigine inandigim; tüm benligi ile savunduguna
inandigim, baris, hosgörü ve ayrimsiz bir dünya özlemini yansitan su
iki kitayi okuyalim;

Tabuttaki insan gibi ölemem
Derdim vardir onun için gülemem
Ben insanin degerini bölemem
Dogu-bati-gavur-müslüm bir bana

Tahammül dünyanin basidir basi
Dost için akittim gözümden yasi
Halka ögrettigini yapmayan kisi
Dört kitap okudum dese de kör bana

burada verilen ileti'de özgün ve katiksiz bir hümanizm vardir. Insanlari
birbirine düsman eden, senlik, benlik duygusunu arttiran, düsmanligin
nedeni olan; dogu-bati-gavur-müslüman ayrimi degil mi?...

...Yine bir baska siirinin ilk iki dörtlügünde belirttigi gibi;

Iki gönül bir olunca
Bayram olur seyran olur
Bir dost bir dosta gelince
(Insanlar gerçek dost olunca)
Bayran olur seyran olur

Aktı kanım ılık ılık
Biz yalancı kör değilik
Aradan kalksa ikilik
Bayram olur seyran olur
Barış olur dostluk olur

...Bütün inancini ve yasamini insani yüceltmeye yönetmis bir insan olarak
Mahzuni çagimizin bu yöndeki en büyük halk ozanidir desem abartma olmaz

Bakin eserlerine; ...yobaza karsi koymus, insani sömürenleri
lanetlemis, insanlar arasinda ayrim yapanlara yuh çekmis, olumsuzluklari
elestirmis, insanlari öldürenleri kinamis, savaslara karsi koymus,
dünya halklarinin barisini savunmus, halkiyla beraber gülmüs, beraber
aglamis... bir ozanimizdir...
...Ozanimizin bu yönüyle ilgili bir siirini daha yazdiktan sonra bir baska
yönüne, toplumcu yönüne, deginecegiz...

Insan deryasinda hak'kin yolunda
Edep ile hür olmasi ne güzel
Bunca bilmezlerin bunca cahilin
Baslarinda pir olmasi ne güzel

Gelecegi günes olmali gencin
Ey ihtiyar basim bitmedi sancin
Tadina doyulmaz helal kazancin
Her ekmekte ter olmasi ne güzel

Adem baba varken dinler yok idi
Fitneye fesada karni tok idi
Su ikilik canimiza okudu
Tüm insanin bir olmasi ne güzel

Der Mahzuni yanlis yola yürürsem
Nefsim için toprak olup çürürsem
Insanlari ayri ayri görürsem
Gözlerimin kör olmasi ne güzel

Bu siirde söylenecek; yazilacak baska bir gerçek var mi? Bilmiyorum.
Her misrasi, her sözcügü toplumsal bir gerçegi anlatmaktadir. Savaslarin
üretimsizligin, inanç ayrimlarinin, toplumsal ayrimlarin, düsmanliklarin,
fitnenin, fesatin, nefsin...bg. seylerin nedenlerini, niçinlerini sorgulayan
bir eser var karsimizda.Yeterki o eseri özümseyerek okuyalim ve verilmek
istenen iletiyi iyi algiyalim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
MuHaRReM GüLeR
Üye
Üye
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 23
Yaş : 30
Nerden : Davutpaşa/istanbul
İş/Hobiler : Öğrenci
Lakap : MuRo
Kayıt tarihi : 11/05/08

MesajKonu: MAHZUNİ ŞERİF 2   C.tesi Haz. 21 2008, 12:07

------ Mahzuni Serif'in Toplumsal Kimligi ve Toplum Anlayisi -----

...Bizim ülkemizde geçmisten bugüne bu anlamda çok zengin bir Halk
ozan'lari gelenegi vardir. Yunus EMRE, Pir Sultan ABDAL, SERYANI,
Kul HIKMET, KÖROGLU, KARACAOGLAN, DADALOGLU, EMEKÇI,
IHSANI, SAH TURNA, MAHZUNI... bunlar yasadiklari dönemin, toplumsal
yapisini, toplumsal biçimini ve toplumsal iliskilerini eserleriyle
yansitmislardir... Bazen toplumsal haksizliklara baskaldirmislar ve bazen
de halkin önderleri olarak halkin bilinçlenmesini, örgütlenmesini
saglamislar. Öyleki bazen yaptiklari eserlerle varolan düzeni sarsacak
konumda bile olmuslardir. Pir Sultan Abdal bu söylediklerime en büyük
örnektir. Pir Sultan o dönemin mevcut düzenini korkuttugu için idam
edilmistir. Günümüzde Mahzuni siirleriyle mevcut düzeni elestirdigi,
halki bilinçlendirerek türküler söyledigi için yargilanmistir. Eserleri
TV' larda ve radyolarda okunmamis, eserlerine çok büyük bir sansür
konmustur...
...Simdi bu yazdiklarima örnekler vererek O'nun toplumcu yönünü
kendi eserleriyle tanitacagim. Bakiniz bir siirinde tüm dünya
görüsünü ve toplum anlayisini ortaya koyuyor. Iste siir;

Ah ne olur bizim köyde
Herkesi okur göreydim
Altmisi bulmus babamda
Bir günlük fikir göreydim

Dindiren yokmu acimi
Süren yokmu ilacimi
Köyde on yaslibacimi
Kilimler dokur göreydim

Demeyin ki ne var bunda
Kanli kiliç durmaz kinda

Elbistan'in ovasinda
Gümüsle bakir göreydim

Bitmez kadere inandik
Inandikta hep biz yandik
Hep sükürü biz ögrendik
Bir bey'de de sükür göreydim

Sanmayin Mahzuni caydi
Uydu ise hakka uydu
Bütün fakirler doyaydi
Kendimi fakir göreydim

...Iste ozanimizin bes dörtlükte bütün toplumsal sorunlari anlatimi; iste yorumu,
iste görüsleri. Bunlari degerlendirmeyi siz sevgili okuyucularima birakiyorum...

...Ozanimiz halkimizin egemen güçlerce (para babalari, agalar, tefeciler, tacirler,
beyler...) sömürülmesi karsisinda protestosunu su özgün yapitla dile getiriyor;

Kimi hizli gider uzun yol yutar
Kimi altun satar kimi pul yutar
Kimi sogan bulmaz kimi bal yutar
Kimi parmagini yalamis gider

Iste toplumumuzdaki ve de dünyamizdaki savaslarin asas nedeni bu farkli
yasam biçimleri, bu farkli gelir dagilimidir. Dünyadaki bu gelir farkliligi
toplumsal kargasanin asil nedenidir. Ozanimiz da bunu belirtiyor.
Bakin bir baska eserinde ki dörtlügü okuyalim;

Milletin sirtindan doyan doyana
Bunu gören yürek nasil dayana
Yigit muhtaç olmus kuru sogana
Bilmem söylesem mi, söylemezsem mi?

...O bu eserinde halkimizi kemirenleri anlatmaya çalisiyor. Halki uyarmaya,
bu kemirgenleri tanimaya çabaliyor. Bunlari tanitmak için sürekli bir
mücadele içinde olacagi iletisi veriyor... Bundan dolayi bu gerçekleri her
zaman haykiracagini dile getiriyor...;

Bizdeki yürekler baska yürekler
Günümüz dayanir tuzlu çörekler
Senin sofrandaki ballar börekler
Ömür boyu zehir zikkim bizim be

...Ama yine de umutsuz degil. Içindeki ütopyayi devam ettiriyor. Gelecekte
insanligin sömürüsüz bir dünyaya ulasacagini söylüyor. Büyük çogunlugun
bir gün dünya yönetimini; ufak bir azinligin elinden alacagini; dünyada
dostlugun, kardesligin, güvenin, barisin geçerli olacagini esit bir gelir
dagiliminin yapilacagini; yönetime tüm insanlarin katilacagini, gerçek bir
halk iktidarinin yerlesecegini; bir gün tüm bu insani degerlerin dünyada
egemen olacagina olan inancini ve bilincini tasiyor.

Bakin su siirindeki ütopyasina; gelecek beklentisine;

Hem evladi yedin, hem de ata'ni
Düsünmedin topraklarda yatani
Devleti, milleti, bütün vatan'i
Ulan hey civaci sana kim verdi

Bir gün gelecek ki, kim kime güler
Disi olmazsa da, damagin biler
Böyle ev sahibi olmaz dürzüler
Ya bizi kiraci sana kim verdi.

...Ozanimiz zenginlere ve yöneticilere seslenerek; oturduklari koltuklara
daha çok yaslanmalarini; çünkü bu saltanatin sonsuza kadar devam
etmeyecegini; bir gün bu yagmanin sonunun gelecegini bildiriyor...
... Yine bir baska siirinde paylasimi ne güzel anlatir; iste siir

Kirk yaslimiz bilmem dedi huylasti
Bebekler huylandi kötü toylasti
Yerdeki topragi aldi paylasti
Sükür dedik hatir saydik ondandir

Mahzuni Serif'im paylasmak güzel
Söylerim sözümü, çalmam hiç gazel
Korku kalkar, birlesirse birçok el
Ayri gayri dedik, bir birimizi yedik ondandir

Ozanimiz paylasmanin güzelligini, insani yanini, esitlikçi ve özgür yanini
dile getirmis; bu konuda taviz vermeden, bos söz söylemeden, dogrulari korkmadan
açiklayacagina, insanlarin birleserek çözülmez gibi gözüken birçok zorlugu
kolaylikla çözebilecegini; ayarilik-gayrilik yüzünden insanlarin birbirlerine
düsman edildigini, bu yüzden insanlarin birbirlerini öldürdüklerini, savas
yaptiklarini, insanlari birbirlerine dost olmalarini ekonomik çikarlarda
birbirleriyle birlesmeleri gerektigini ; insanlari birbirlerine düsman edenlerin
oyununa gelinmemesini, buna karsi uyanik olunmasi gerektigini vurgulamistir

--- Mahzuni Serif'in Toplumsal Olaylar Karsisinda Duyarliligi ---

Mahzuni, gerek toplumumuzu ve gerekse dünya kamuoyunu etkileyen her
olay karsisinda duyarliligini göstermis ve bu olaylarla ilgili eserler
sunmustur. Toplumumuzdaki her toplumsal olayi Mahzuni'nin siirlerinde
bulmak olasidir. 1970'li yillarda gençlik hareketlerinin en önemli çikisi
olan bagimsiz ve sömürüsüz Türkiye ve emperyalizm karsitligi, o dönemde
Mahzuni'yi çok etkilemis...;

Bütün insanlik adina
Amerika katil katil
Hukuk yapar kendi bozar
Amerika katil katil

Vietnam'in suçu nedir ?
Hür yasamak ayip midir ?
Atom patlat ister kudur ?
Amerika katil katil

Türk Milleti Türk Milleti
Nerden gelmis elin iti ?
Bu gidisin sonu kötü
Amerika katil katil

Birgün gramlar bir olur
Kilodan hakkini alir
Zalim olan bela bulur
Amerika katil katil

Mahzuni Serif uyuma
Gün geldi çatti aksama
Bizden selam Vietnam'a
Amerika katil katil

Ozanimiz bu siirinde kesinlikle Amerikan halkina bir söylemde
bulunmuyor, bu eserindeki "Amerika deyimi" bu ülkeyi yönetenlere
ve onun emperyalist yönüne yönelik bir söylemdir...

...Yine 1970'li yillarda; sömürüye, zulme, emperyalizme, düsmanliga
ve baskiya karsi baskaldiran 1968'li kusagi ve bu nitelikleri tasiyan
tüm insanlara yigitler diyerek seslenmis ve bunlar için su siirini
yazmistir.

Dogudan batiya bir ses yükselir
Yigitler, yigitler bizim yigitler
Gavur daglarindan Dadallar gelir
Yigitler, yigitler bizim yigitler

Alni çizgi çizgi, zafer oyuklu
Anasi aglamis öfke yayikli
Elinde dirgeni kara biyikli
Yigitler, yigitler bizim yigitler
Bizim yigitleri bilmiyor itoglu itler

Karsidan geliyor elinde dirgen
Sirti yirtik omuzunda yorgan
Yakti anamizi zalim kemirgen
Yigitler, yigitler bizim yigitler

Mahzuni Serif'im yigit yavrusu
Anadolu'sundan yoktur kaygisi
Sizin degil beyler isin dogrusu
Yigitler, yigitler bizim yigitler

Mahzuni Anadolu'nun yetistirdigi yigitlere güvenmis ve onlarla övünç
duymustur. Ama onlari birbirine düsman eden güçler amaçlarina ulasmis
ve onlari birbirine kirdirmistir...Mahzuni... Ama ne olursa olsun Anadolu'nun
yetistirdigi yigitleri, cesur, bilgili, sevgi dolu, hosgörülü olarak
degerlendirmis, bagimsizlik, baris, özgürlük ve demokrasi tehlikeye girdigi
an o yigitlerin önünde hiçbir gücün duramayacagina inanmistir...



1993 yilinda Ortadoguda meydana gelen ve Irak'in Kuveyt'e saldirmasiyla
çikan savas sonucunda batili devletlerin ve Amerika'nin oynadiklari oyunlarin
(emperyalizm) farkina varmis ve bu savas sonucunda ölen yüzlerce insanin
acisini içinde duymus ve savas sonucunda kirlenen denizlerin, sularin ve
atmosferin insanlara verdigi zarari görmüs ve tüm bu olumsuzluklari...

20. yüzyilin son çeyreginde gelisen teknoloji ve bunun sonucunda
sinirsiz bir sekilde tüketilen doga ve insan kaynaklari'...

1990'li yillar... Dünya'da, emperyalist devletler tarafindan dayatilan
Yeni Dünya Düzeni'Ülkemizin üzerine bir kara leke olarak çöken ve duyarli tüm
insanlarimizi çok derinden etkileyen'Sivas Kiyimi'

...dile getiren siirler yazmistir.

Bu yazının sonunda ozanimizin kendini tanitan su açiklamasini da
yazmak istiyorum.

Mahzuni bana gönderdigi bir yazisinda; kendisiyle ilgili söyle diyor;

"Ben dogada bulunan her canlinin içinde seçkin bir yeri
olan insan sifatinda dünyaya geldigim için, hep bununla
gurur duydum.Hayatimda tek din tasimadim; insan
tarihinde gelmis geçmis bütün dinlerin hepsinden birer
parçayla yasadim. Gün oldu yedi dinli, gün oldu dinsiz
kisiliklerimle gezdim.

Somut olarak söyleyebilirim ki, insan sevgisi benim öz
dinim oldu. Hiçbir mezhebi kendine yön olarak tayin
etmedim. Zira mezhepler benim indimde, tarihi
hikayeciliklerden öte olmadi. Ancak Ehlibeyt'e gönül
verdigim ve Ali evladina bel bagladigim dogrudur. Bu da
sadece tarihe verdigim önemden ileri gelmektedir.
Ben insanlari sevmekten hiç fire vermedim..."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
MuHaRReM GüLeR
Üye
Üye
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 23
Yaş : 30
Nerden : Davutpaşa/istanbul
İş/Hobiler : Öğrenci
Lakap : MuRo
Kayıt tarihi : 11/05/08

MesajKonu: ŞİİRLERİ 1   C.tesi Haz. 21 2008, 12:08

ŞİİRLERİ

ALEVİ NEFESLERİ



1-Duaz 12 İmam
8-Hacı Bektaş Veli

2-Duaz-ı İmam
9-Hacı Bektaş

3-Efendim
10-Semah

4-Ey Erenler
11-Mustafanın Kemali

5-Kırklar Semahı
12-Neredesin

6-İmam Rıza
13-Eseri Gördüm

7-Kızılbaş




1-DUAZ 12 IMAM

Medet Allah, ya Muhammet, ya Ali
Yusuf kuyusunda zindana düstüm
Gül bengi çekilen Bektasi Veli
Gayretiniz yok mu ummana düstüm

Hü hü hü ummana düstüm

Fatime ananin etegin tuttum
Server Muhammed'e göz gönül kattim
Imam Hasan ile çok mehtap sattim
Sah Hüseyin ile dükkana düstüm

Haydar Haydar Haydar dükkana düstüm

Imam-i Zeynel'e can kuban ettim
Muhammed Bakir'la musayıb tuttum
Cafer-i Sadik'a göz gönül kattim
Naci deryasinda ummana düstüm

Hü hü hü canan ya Ali

Musa Kazim Sah Riza'ya kavustum
Kerbela çölünde cenge giristim
Yezit ordusuyla hayli vurustum
Yaralandi sinem al kana düstüm

Yaralandi sinem sinem al kana düstüm

Taki Naki Askeri'dir nurumuz
Mehti magarada gizli sirrimiz
Cebrail önümüz, Cerrah belimiz
Kirklar'in Cem'inde erkana düstüm

Haydar Haydar Haydar erkana düstüm

Oniki Imam Dergahi'nda ünüm var
Gece gündüz sohbetim var demim var
Çok günahim varsa neden gamim var
Ali gibi sahi merdana düstüm

Haydar Haydar Haydar canan ya Ali

Kul Himmet Üstadım bu nasil yazi
Lezzet verir sirin muhabbet tuzu
Ali'nin anlinda zöhre yildizi
Meyli muhabbeti selvana düstüm

Haydar Haydar Haydar selvana düstüm.



2-DUAZ -I IMAM


Üryan büryan vardim Pir Dergahina
Medet ya Muhammed Ali diyerek
Gönül verdim gönül sahlar sahina
Hünkar Haci Bektas Veli diyerek

Imami Hasan'dir Hublarin basi
Hüseyin der akar gözümün yasi
Imam Zeynel sabredenin yoldasi
Aglasam gülerler deli diyerek

Meylim Giblegahim Muhammet Bakir
Kirklarin baginda bülbüller sakir
Caferü Sadik'a talibim sükür
Ikrar verdim İkrar Ali diyerek

Musai Kâzim'dir Mazlumlar sahi
Aliyyü Riza'dir sahin ervahı
Sah Taki Naki'ye çekerim ahi
On Iki Imam'in gülü diyerek

Hasanül askeri ol Ali Aba
Muhammet Mehdiye mestü merhaba
Serin koymus serin Mahzuni Baba
Yol Muhammet Ali yolu diyerek



3-GÜZEL DOSTUM

Güzel dostum aramizda senlik benlik olur mu
Neden gönlüm sarayini tarumar ettin böyle
Bilirsin ki viranede hanedanlik olur mu
Bir nefes alayim derken, bin zarar ettim böyle

Aman aman aman güzel efendim
İkrarım sana baglidir efendim
Mevsim gitti sonbahara ulasti
Seller suskun baglar gazel efendim

Her baharda boz bulanip, cosup cosup çagladin
Geçemedim sellerinden yollarimi bagladin
Diyari gurbete saldin, ardim sira agladin
Figani figana katip, ahuzar ettin böyle

Aman aman aman güzel efendim
Ikrarim sana baglidir efendim
Mevsim gitti sonbahara ulasti
Seller suskun baglar gazel efendim

Hey Mahzuni sevdigimin sözünü ferman gördüm
Kuru çöllerde dolastim, susuz degirmen gördüm
Ayaklarina yüz sürdüm, elinden derman gördüm
Kaldirip vurdun sineme, zülfükar ettin böyle

Aman aman aman güzel efendim
Ikrarim sana çok özel efendim
Mevsim gitti sonbahara ulasti
Seller suskun baglar gazel efendim

4-EY ERENLER

Ey Erenler akip gitsem
Ben o pirin sellerine
Bana bir selami gelmis
Kurban olam dillerine

Gözüm görmez elim ermez
Hatirina düsüp sormaz
Göndersem o saha vermez
Desem seher yellerine

Askile Pirime yasam
Varip divanina dursam
Yüzümü dizine sürsem
Niyaz etsem ellerine

Mahzuni derdim tabibi
Sultanim Gönlüm sahibi
Bir eskimez kamer gibi
Sarilayim bellerine



5-KIRKLAR SEMAHI

Kirklar girdi meydana
Illallahsin dediler
Ondan iki cihana
Ali Sah'tir dediler

Gitti Cebrail nere
Gül açti sevenlere
Su aleme Muhammed
Padisahtir dediler

Sanma ki gülü koydu
Birinden kirki duydu
Sorupta Muhammedi
Pesinde Ali duydu

Kapiya bir can geldi
Mürsidiniz kim dedi
Kirvem boynunu egdi
Bir birini gösterdi

Su dedigin Pir Ahmet
Sah'lar sahi Muhammed
Birlikte bir bey oldu
Geldi Allah'i Salman

Kör olmus kul Mahzuni
Görmemis erenleri
Kiblegah eylemisim
Serini verenleri



6-IMAM RIZA

Yanmisim sultanim hilal kasina
Gel buna bir çare bul "Imam Riza"
Dünya kurban olsun o bakisina
Gel bana bir tabib ol "Imam Riza"

Siyah kaslarinla tatli sakalin
Usul basa bana gelsin vebalin
Sarilip abaya o tatli halin
Agzinda kapanmis dil "Imam Riza"

Böyle bakma sultanim bana çok olur
Eger küstüysen varlik yok olur
Güzel kirpiklerin bana ok olur
Bir kere yüzüme gül "Imam Riza"

Sen bir cenazesin sen bir agitsin
Senin oglun beni deli dagitsin
Bana apaçiksin ele kagitsin
Ne olur bagrima gel "Imam Riza"

Atamam efendim fikrime yayil
Canim alsa bile benim Ezrail
Bes pençeyi "Ali Aba" bir de Cebrail
Yikmis kanadimi gül "Imam Riza"

Mahzuni Serif' im yedi hirsizi
Gelip giden gönlüm bulmaz arsizi
Sizler onikiyi bizler dokuzu
Sayimi rakama ver "Imam Riza"

7-KIZILBAS


Ister sövün ister asin
Hak'ka sükür kizilbasim
Sevmem ikilik dünyasin
Hak'ka sükür kizilbasim

Ikrar verdim dönmem geri
Bundandir adim serseri
Insan oldugumdan beri
Hak'ka sükür kizilbasim

Benden yakin Allah bana
Her sözü bismillah bana
Kem düsünmek günah bana
Hak'ka sükür kizilbasim

Basta kizilbas Ali'dir
Ali'nin yolu uludur
Biri de Bektas Veli'dir
Hak'ka sükür kizilbasim

Mahzuni aktim çagladim
Hak'ka vardim adim adim
Basima kizil bagladim
Hak'ka sükür kizilbasim.



8-HACI BEKTAS VELI DOST

Sensiz dünyanin tadi olur mu?
Adi güzel Haci Bektas Veli dost
Seni bilmeyenler hakki bilir mi?
Adi güzel Haci Bektas Veli dost

Ulu dost
Canim dost

Elimi bilmezdim eli bildirdin
Yalan söylemeyen dili bilirdin
Harama çözülmez beli bilirdin
Adi güzel Haci Bektas Veli dost

Ulu dost
Canim dost

Yunus'a yar ettin Taptuk Emre'ye
Kirk yil dagda gezdi gönül vermeye
Her can layik degil seni sevmeye
Adi güzel Haci Bektas Veli dost

Ulu dost
Canim dost

Der Mahzuni esigini bulayim
Yüzlerimi tozlarina dolayim
Kul eyle kapinda kurban olayim
Adi güzel Haci Bektas Veli dost

Ulu dost
Canim dost



9-HACI BEKTAS

Bütün evren semah döner
Hü hü Haci Bektas dost
Gök yüzünde delil yanar
Hü hü Haci Bektas dost

Biz aciyi bal eyleriz
Hakkimiz helal eyleriz
Bize Bektasi Can derler
Gidersek Hakka gideriz dost

Gökyüzünde uçan turna
Hü hü Haci Bektas dost
Feryadi Sahlar Sahina
Hü hü Haci Bektas dost

Hor olani hoslariz biz
Hak diyerek baslariz biz
Seytan yaklasamaz bize
Ikiligi taslariz biz dost

Ilimsiz yol karanliktir
Hü hü Haci Bektas dost
Bizde küsmek yaranliktir
Hü hü Haci Bektas dost

Mahzuni ünümüz bizim
Bulunmaz kinimiz bizim
Cahil bize dinsiz demis
Sevgidir dinimiz bizim dost



10-SEMAH

Dem dem dem dem Ali dem'i
Erenler sürüyor erkani yolu
Ya hizir, ya hizir, ya hizir
Dem Ali dem dem

Hey erenler bir gül açmis Hicaz'dan
Yapragi Muhammed, Deha'si Ali
Gönül demden gezer, ask ile nazdan
Menzili Muhammed, Pervazi Ali

Ya hizir, ya hizir, ya hizir
Dem dem dem, Ali dem

Tadina doymadim yesil donunun
Vuran baglarinin gonca gülünün
Erenler yolunda Allah çölünün
Mecnun'u Muhammed, Leyla'si Ali

Ya hizir, ya hizir, Leyla'si Ali
Dem dem dem dem Ali dem dem

Çark eyle çark eyle
Semah erenlerindir
Dogru görenlerindir
Bu yola egri girmez
Hak'ka girenlerindir



11-MUSTAFA'NIN KEMALI

Muhammet devrini ihya eylemis
Çünkü Mustafa'nin Kemali haktir
Ilim Çin'de olsa ara bul demis
Hayvanlara akil Çin'den uzaktir

Zalim softa güya Mustafa sever
Atasin birakir topragi över
Gider Medine de bagrini döver
Ali der arslandan haberi yoktur

Ister putperest ol ister Musevi
Huzuru Hüda'da haklar İsevi
Bizim peygamberin gözleri mavi
Ne aladir ne araptir ne aktir

Evvelki nüvvüyet simdi ülküdür
Ister küfür et softa ister kudur
Hazrete gitmenin esrari sudur
El ele bel bele birlik tutmaktir

Cehennemler haykirirken dünyada
Kan içinde inlesirken şüheda

Inkar etme kim yetisti imdada
Zülfükar'li kemalinan buraktir

Kimden aldi sana birakti seni
Soya sulbe kosma, mürsidi tani
Binbir oda sahip madem ki gani
Cenabi kemalin kudreti çoktur

Zamanin üstadi geçmisin hasmi
Kanda münehzehtir mekani cismi
Ahir zaman idi Mustafa ismi
Bana inanmazsan kitaba baktir

Mahzuni sükreder kemal ehline
Payimal olsam da serrin cehline
Eyvah olsun softa kardes zihnine
Cemalden bihaber cana yaziktir.



12-NERDESIN

Sana hasret, sana hayran gönlümüz
Sari saçlim, mavi gözlüm nerdesin
Bu gemi bu "Kara Deniz"
Sari saçlim, mavi gözlüm nerdesin

Kurban olam yürüdüğün yollara

Kara peçe, yakismiyor kullara
Uyan bak bizim hallara
Sari saçlim, mavi gözlüm nerdesin

Bulutlar teriden, daglar korkundan
Sarhostur Mahzuni, senin kokudan
Bir daha gel gel Samsun'dan
Sari saçlim, mavi gözlüm nerdesin

13-ESERI GÖRDÜM

Ben aglamam On Kasim'da
O'nu, her gün diri gördüm
Ölene dek görecegim
Dogalidan beri gördüm

Halka, vermisti canini
Hak'tan almis ünvanini
Atmis, Osmanli sanini
Samsun'da bir eri gördüm

Matemin doyurmaz beni
Minnetim kucaklar seni
Bize cennet gibi yeni
Verdigin eseri gördüm

Ulu Atam, inan buna
Düskünler hayrandir sana
Mazlum Milletler adina
Sendeki zaferi gördüm

Ne hikmet, varidi sende
Günestin, dogdun cihanda
Bin yillarin ötesinde
El bastigin, yeri gördüm

Mahzuni yoluna düstüm
Nice nice engel astim
On Kasim'da kaybetmistim
Daha simdi geri gördüm
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
MuHaRReM GüLeR
Üye
Üye
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 23
Yaş : 30
Nerden : Davutpaşa/istanbul
İş/Hobiler : Öğrenci
Lakap : MuRo
Kayıt tarihi : 11/05/08

MesajKonu: ÖLÜMÜNÜN HEMEN ARDINDAN   C.tesi Haz. 21 2008, 12:17

DOLUNAYA TÜL DÜŞTÜ

Savaş Ay'ın 24.05.2002 tarihinde yani Mahzuni Şerif'in ölümünün hemen ardından akşam gazetesinde yayınlamış olduğu yazı dizisini 4 bölüm halinde burada yayınlıyoruz....



*Mahzuni Şerif'in cenaze namazı niye kılınmadı?..

*Mahzuni Şerif kimlere dargın gitti?..

*Sanatçılar Mahzuni için ne dedi?..

*Mahzuni Şerif'in ölüm sebebi?..

*Mahzuni şerif'in oğlu Ali Mahzuni'ye vasiyeti neydi?..

...ve daha nice sorunu cevabı.

DOLUNAYA TÜL DÜŞTÜ-1


Savaş Ay

Dolunaya tül düştü

Dolunaya Tül Düştü: Beyin damarlarındaki tıkanma nedeniyle hastalanıp öldüğü belirtildi. Evet de; acaba kimin ve neyin beyin damarlarındaki tıkanma yüzünden hastalanmıştı? Kendi beyninin mi? Sanmam. Bir ozanı sazından, sözünden, düşüncesinden dolayı iten kakan, sansür eden, hapse tıkan, yok sayan, yok etmeye çalışan bir kolektif beyin var malum. Bu hangi beyin, hangi beylerin beyni; az buçuk da olsa biliyoruz hepimiz. Bu tıkanınca tezenenin* cenazeye dönüşme yolculuğu daha o zamanlar başlamış zannımca.

Tabii bir anormallik, beklenmedik bir şey yok bu hallerde. Daha evveli ve yüzyıllar boyunca ve yüzler, binlerce gerçek yurtsever, ilerici, aydın, demokrat sanatçı gibi Alevi-Bektaşi Halk Ozanları da hakim sınıflar, gerici güçler tarafından yakıldı, yıkıldı, asıldı, sürüldü, sansürlendi. Çünkü yaşadıkları toplumun; değer yargılarını, yaşamdaki çelişkileri, yaşadıkları bölgenin coğrafi koşullarını, halkın sevinçlerini, üzüntülerini, acılarını, kederlerini, yoksulluklarını, varsıllıklarını, korkularını, savaşlarını en ince duygularla, estetik değerler katarak anlatan halk bilimi insanlarıdır. Bunlara birçok örnek verilebilir. Pir Sultan Abdal, Şah Hatayi, Kul Hikmet, Kaygusuz Abdal, Nesimi, Karacaoğlan, Yunus Emre, Seyrani, Ruhsati, Aşık Veysel, Şah Turna, Muhlis Akarsu ve daha yüzlercesi sayılabilir.

Solcu Bir Ozan

Son şiir kitabı 'Dolunaya Tül Düştü' adını taşıyor. Ve kendini şöyle ifade ediyor Mahzuni:

'Ben Alevi bir aileden gelme olduğum için kök kültürümde Alevi ve Bektaşilik yatar. Siyasi rengime gelince; demokrat solcu bir ozanım. Ancak insan sevgisi din anlayışımda en büyük isimdir.'

Onda bilim, soru, sorgu, felsefe, köy, şehir, devlet, millet, doğruluk, barış, yiğitlik, güzellik, erdem, zam, zulüm, zevzeklik, nakkaşlık, yuh, övgü, memleket, direnç, yol, başkaldırı, ögüt, dünya insanlığına sesleniş, okul, su, doğum, ölüm, soyanlar, şeref, şan, ceylan, hacı-hoca-dede ve de vesaire vesaire... Yani hayata ve insana ilişkin ne ararsak Mahzuni Şerif'te toplum ve insanı etkileyen her şeyi bulmak mümkündür. Şimdi DSP Milletvekili de olan gazeteci yazar Süleyman Yağız, Mahzuni hakkında yazdığı kitabın bir yerinde şöyle diyor:

'Mahzuni'nin hemen her dizesinde çok ince duyarlılıklar, hassas ölçüler, zorlu beğeniler ve hem olağan hem de olağanüstü öyküler.

O Neye İnandı?..

Tüm baskılara karşı Alevi-Bektaşi kimliğini koruyan, bu kimlikten onur duyan, bu kimlikten ödün vermeyen, bu kimlikle evrenselliğe ulaşan bir ozandı. İşte kendi dilinden, kendi kimliğini ve kendi inançsal yönünü anlatan şiirlerinden biri:

'Beni merak edip şüphe duyanlar

Kendin bilmezlerin telaşıyım ben

Aslim Horasan'dan toprağım Afşin

Elbistan düzünün bir taşıyım ben.

Bir gün aşıkların kara gününde

Ah çekip dolaştım sevda çölünde

Kuran da okuduk mürşit önünde

Saz çalıp söyleyen Bektaşiyim ben

Gerçek Alevilik Ne?..

Mahzuni gerçek Aleviliğin; insanın içinde olduğunu; Aleviliğin insan sever, barışsever, eşitlikçi ve toplumcu bir düşünceyi savunduğu ve yalanı, dolanı, sömürüyü, üç kağıtçılığı, namussuzluğu, adaletsizliği, erdemsizliği, hoşgörüsüzlüğü, bağnazlığı, şeriatçılığı, şekilciliği reddettiğini 'Ben Aleviyim!' demekle Alevi olunamayacağını şiirlerinden birinde şöyle dile getiriyor:

Bana bir Sünni demişler

Ben Alevi olamam ki

İşim gücüm yalan dolan

Ben Alevi olamam ki

Eğer böyle isen dostum

Sen Alevi olamazsın

On iki imamı haktır

Bende layık imam yoktur

Aleviyim diyen çoktur

Ben Alevi olamam ki

Olsam da bilemem ki

Bilsem bile süremem ki

Cahil cahil muska yazdım

Yapıp yapıp ikrar bozdum

Muhammet'e kuyu kazdım

Ben Alevi olamam ki

Olsam da bilemem ki

İnan ki bulamam ki.

Ali yalan söyledi mi?

Yetim hakkını yedi mi?

İyiye kötü dedi mi?

Ben Alevi olamam ki

Olamam ki olamam ki

Olsam da bilemem ki...

Akşam, 21.5.2002



DOLUNAYA TÜL DÜŞTÜ-2



Savaş Ay

Tatlıses'in kalbi duracaktı

Büyük ozanın ölüm haberiyle sarsılan İbrahim Tatlıses: Kalbim sıkıştı. Bir an öleceğimi sandım. Elim ayağım buz kesti. Sadece şarkılarının değil insan olarak da onun hayranıydım

İbrahim Tatlıses diyor ki:

'Büyük ozan Mahzuni'nin ölüm haberini alınca kalbim sıkıştı. Bir an öleceğimi sandım. Elim ayağım buz kesti. Az sonra sahne alacaktım ve binlerce kişi benim çıkmamı bekliyordu. Çıkıp derdimi onlara döktüm. Ağlamalar başladı. O gün her şarkımı başka bir duyguyla okudum. Sadece şarkılarının değil insan olarak da onun hayranıydım. Mütevazı, çelebi, sıcacık ve her zaman doğru bir dosttu o. Ben ona 'dayı' derdim. Bazen Mahzuni Dayı bazen Şerif Dayı. Size bir şey söyleyeyim, Şerif Dayı ile turneye çıkan pek çok solist, assolist hanımın ona gizli gizli aşık olduğunu ben biliyorum. Kişiliğine tutulmaması elinde değildi bir kadının. O ise bunu anlasa da anlamazdan gelir, hepsine bacısı, kardeşi gibi bakardı. Eline beline diline sahip adamdı Dayı...

Bir Pavyon Gecesi

Yıllar önceydi. İbrahim Tatlıses'le birlikte Beyoğlu meyhaneler sokağındaki Demgah'ta yemek yiyip, birkaç kadeh atmıştık. Ardından otoparka gidiyorduk ki İbo'ya. 'Abi gel seni bir pavyona götüreyim de nostalji yap dedim' Gülerek sordu: 'Vallah mı savaş Abey?..'

Hemen oradaki 2. sınıf bir pavyona girdik. Şefler, komiler, müşteriler şaşkın. Acaba film mi çevriliyor falan soruları döneniyor ortada. Sahnenin önündeki masaya aldılar bizi: Sahnede genç, kara kuru bir oğlan. Elinde kötü bir saz. Lakin sesi yanık mı yanık. Mahzuni'den 'Darıldım'ı okuyor tam o sıra. İbo malum; bulunduğu ortama şimşek hızıyla uyum sağlamakta mahir bir adam. O da masadan okuyor şarkıyı. Oğlan heyecandan kıpkırmızı. Türkü bitiminde selam kelam edecek, lakin gücü yok. Kurtuluşu ikinci türküye girmekte buluyor. Yine Mahzuni'den:

Nasıl İnsanlık?..

Mahzuni Şerif büyük bir hümanist ozanımızdır. Öyle ki hemen her şiirinde insanseverliğin, hoşgörünün satırlarını buluruz. Onun için önemli olan insanın yaşam hakkıdır. Hiçbir neden insanı öldürmenin bahanesi olamaz. Toplumdaki sınıf kavgası bile insan öldürmeyi haklı kılamaz. Bir hümanist için bundan daha özgün bir görüş olabilir mi? Ferhan Şensoy'un bir oyununu hatırlıyorum. Muhtemelen 'Ferhangi Şeyler' oyunu.

Bir ara Ferhan, dekorun bir kenarında duran sazı eline alıp Dom Dom Kurşunu'nu çalıyor. Daha sonra da durup boşluğa fırça atıyor:

'Bu türkü yiğit insanlar, güzel günler için, insanlık ve gelecek için öldüler, öldürüldüler diye yakıldı. Sizler... Bazı salak kişiler. Siz barlarda diskolarda içki içip göbek atarken geviş getiresiniz diye yazılmadı bu türkü. Mahzuni Şerif bir ağıt yaktı, oyun havası olsun diye yazmadı bu türküyü...'

Ve korkunç bir alkış kopuyor seyirciden.

Mahzuni Şerif yalın adamdı demiştik ya. Bir başka şiirinde ise bakın gerçek kişiliğini, dürüstlüğü ve yalınlığını nasıl teyit ediyor:

'Tabuttaki insan gibi ölemem

Derdim onun için gülemem

Ben insanın değerini bölemem

Doğu-batı gavur-müslüm bir bana

Tahammül dünyanın başıdır başı

Dost için akittim gözümden yaşı

Halka öğrettiğini yapmayan kişi

Dört kitap okudum dese de kör bana

Gerçekten de insanları birbirine düşman eden, senlik, benlik duygusunu arttıran, düşmanlığın nedeni olan; doğu-batı, gavur-müslüman ayrımı değil mi?.. Yine bir başka şiirinin ilk iki dörtlüğünde belirttiği gibi;

Bütün inancını ve yaşamını insani yüceltmeye yöneltmiş bir insan olarak Mahzuni, çağımızın bu yöndeki en büyük halk ozanıdır desek abartma olmaz. Bakın eserlerine; yobaza karşı koymuş, insanı sömürenleri lanetlemiş, insanlar arasında ayrım yapanlara yuh çekmiş, olumsuzlukları eleştirmiş, insanları öldürenleri kınamış, savaşlara karşı koymuş, dünya halklarının barışını savunmuş, halkıyla beraber gülmüş, beraber ağlamış bir ozanımızdır...

Pir Olması Ne Güzel

İnsan deryasında hakkın yolunda

Edep ile hür olması ne güzel

Bunca bilmezlerin bunca cahilin

Başlarında pir olması ne güzel

Geleceği güneş olmalı gencin

Ey ihtiyar başım bitmedi sancın

Tadına doyulmaz helal kazancın

Her ekmekte ter olması ne güzel

Adem baba varken dinler yok idi

Fitneye fesada karni tok idi

Şu ikilik canımıza okudu

Tüm insanın bir olması ne güzel

Der Mahzuni yanlış yola yürürsem

Nefsim için toprak olup çürürsem

İnsanları ayrı ayrı görürsem

Gözlerimin kör olması ne güzel

Sanatçılar ne diyor?

Pek çok sanatçı dostla konuştum. Hepsi de şaşkın, üzgün, bitik. Bakın ne diyorlar koca ozanın ardından:

Mahsun Kırmızıgül: Babamı kaybetmiş gibiyim. Bir çağın kapandığını söyleyebiliriz. Şimdi 20. yy gerçekten kapandı.

Suavi: Erdemi rehberimiz. Anısı önderimiz olsun.

Sezen Aksu: Arif Sağ telefon açtı. Stüdyoda çalışırken öğrendim. Oracığa çökmüşüm. Çok büyük kayıp.

Sertab Erener: Bir televizyon programında karşılaşmış birlikte türküler okumuştuk. Bakışıyla, duruşuyla insanı yürekten kavrıyordu. İnanılmaz bir karizmaydı. Çok üzüldüm.

Özcan Deniz: Çağımızın Pir Sultan'ı gitti. Acımı tarif edemem.

Müzeyyen Senar: Onun türkülerini dinlemek de okumak da ayrı bir zevkti. İlk fırsatta türkülerle anacağım onu sahneden. Boyu bosu küçük görünse de büyük adamdı. Böylesi zor gelir bir daha.

Müslüm Gürses: İnanmıyorum yaaa. Hala da inanmıyorum. En yakınımı kaybettim. Sadece Türkiye'nin değil dünyanın başı sağ olsun.

Orhan Gencebay: Dünyaya takdim edebileceğimiz, evrensel değerlerimizden birini kaybettik. Çok sarsıcı, çok yıkıcı bir kayıp. Onun gibisi zor gelir. Candan bir dosttu, canımı yaktı gidişi...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
MuHaRReM GüLeR
Üye
Üye
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 23
Yaş : 30
Nerden : Davutpaşa/istanbul
İş/Hobiler : Öğrenci
Lakap : MuRo
Kayıt tarihi : 11/05/08

MesajKonu: ÖLÜMÜNÜN HEMEN ARDINDAN 2   C.tesi Haz. 21 2008, 12:18

DOLUNAYA TÜL DÜŞTÜ-3



Savaş Ay

Cenaze namazı niye kılınmadı?..

Gavur Müslim bir bana

Aşık Mahzuni Şerif'in vefatı ardından oğlu Ali Mahzuni'yle uzun görüşmeler yaptım. Vasiyeti, son anları, mal varlığı, aile hayatı ve cenaze namazının neden kılınmadığıyla ilgili sorularımı açık açık yanıtladı Ali. Ve her bir satırı tarihe ışık tutacak. Bakın neler anlattı:

Ali Mahzuni:

'Babam buradan giderken 26 Nisan gecesi, saat 11'de kapımız çalındı. Kapıya 3 tane polis arkadaş geldi. Ellerinde Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin ilanı vardı. Gece 11'de geldiler kapıma. Ve gelen polis ne diyor biliyor musun? 'Mahzuni Şerif sen ne iş yaparsın?' diyor. Sizin atalarınızın babalarınızın çok iyi tanıdığı hem de bedeninin her noktasına kadar kullanarak tanıdığı adamı tanımıyorsan sen utan be! Yanındaki diğer polisler dürttü onu. 'Bu Mahzuni Şerif' dediler. Babam artık yaşının da verdiği bir tansiyonla telaşlandı. Bana döndü: 'Ali'ye söyleyin de avukatı arasın'

dedi.

Alman Doktorun Tespiti!..

Ve beni bu rahatsızlıkta en çok üzen şeylerden biri; vefatından önce hastanenin başhekimi Alman doktor beni çağırdı. Dedi ki: 'Açık konuşalım, şansı yok, sabaha zor çıkacak' dedi. 'Babanı dövdüler mi?' dedi. Yok dedim, öyle bir şey yok. 'Ama' dedi 'Bu uzun senelere dayanıyor. Organlarında yıpranma söz konusu. Darp var' dedi. 'Adamın testislerine kadar darp var bu insanda' dedi. 'Yıllar önce yapılan işkencelerin izlerini taşıyordu vücudunda. Böbreklerinde, karaciğerinde, pankreasında, dalağında aldığı darbelerin izi var' dedi. Ve vücudunda da elektrik.

Her Ağacın Kurdu Özünden!..

Fakat Baba uzun yıllar hep su içmez, bira içerdi. Son bir yıla kadar. Ondan ötürü böbreklerinin çalışıp çalışmadığını fark edememiş. Son dönemlerde dedi ki; 'Ali, bir ağaca kurt düşmeye görsün oğlum. Ben doğa gereği yok olabilirim. Benim de değerimi ben gidince anlarsın.'

Ben de bir Anadolu evladıyım. Ben Gaziantep'de büyüdüm. Ben 12 Eylül çocuğuyum. Çocukluğumu hiç yaşamadım. Biz sokağa çıkma yasakları döneminde çıkıp da top oynayamadık. Babamızın yanında biz korkarak yetiştik. Babamızı göremedik ki. Biz jandarma baskınıyla uyanmış insanlarız, uykuya her zaman hasret kalmış insanlarız.

Bir dikili taştan gayrı nem kaldı diyordu. Neyi kaldı babanın giderken?

Ali Mahzuni: Hiçbir şeyi kalmadı abi. Babamın toplasan bankada en fazla 6-7 milyar, bilemedin 10 milyar parası çıkar. Evi yok. Oturduğumuz ev annemin adınadır. Ve o anlattığım Mahzuni'yi Mahzuni yapan ilahi kuvvet annemdir. Dişiyle, canıyla, her şeyiyle biz ona kurban olduk.

Vasiyeti ne?

Ali: Biz bundan 3 sene önce Hacı Bektaş Şenlikleri'ndeyken; bir gün baba bana Hacı Bektaş'ı anlatıyordu. Dedi ki; 'Oğlum, beni buraya gömersin. Benim yerim pirimin yanı.' Aynen o da bir müridine, günahının kabul olması için demişti ki yüce Hünkar; 'Git şu dalı dik. Yanına bostan ek, gelen geçene karpuz, kelek dağıt ki günahın af olsun. Benim kalan bir günahım varsa ne olur ben defnedildikten sonra benim kabristanımın yanlarına kelek ekin, gelen geçen yesin, canıma değsin, var olan ne günahım varsa hak kabul etsin, af eylesin' demişti.

Annenin Günahı Var mı?

Şimdi tabi sizin dostunuz da var, düşmanınız da var. Bunların birçoğu çok can sıkıcı. Söyledikleri şu; hanımıyla arası biraz bozuktu, maddi durumları da kötüydü ama doktorlar müsaade etmediği halde hanımı onu sürekli Avrupa konserlerine, Anadolu konserlerine teşvik ediyordu. Para kazansın, eve para girsin, konserler yapsın diye...

Ali: Şimdi böyle bir insanın insan olmasından da şüphe ederim. Eğer benim annem böyle bir şey söylemişse, Mahzuni onu çoktan ama çoktan silerdi defterinden. Kaldı ki aylardır, beni Almanya'ya götür diye evde kavga çıkaran babamdı. Ve annem yalvarıyordu ki; sen bu yolculuğa dayanamazsın, gitmeyelim. En sonunda dedi ki; 'Bana bak kadın benle geliyorsan gelirsin yoksa ben Ali'yle giderim.'

Onlar Yol Arkadaşıydı

Ama diyorum ya o insanların ne söylediği umurumda değil benim için, onlar insanlık vasfını da taşıyamazlar. Bunu söyleyebilmeleri için Fatma Mahzuni'yi bilmeleri gerekir. Onun yüreği en az Mahzuni kadardır. Belki Mahzuni'den de büyüktü. Babamla annem karı koca gibi değillerdi. Yol arkadaşıydı onlar. Babamın aile içinde çok da sempatik bir hali yoktu, çok sert bir insandı. Oldukça Kazak bir erkekti.

Ama son bir yıldır o kadar mülayimdi ki. Babam öyle p.ştların adamı olmadı, kimsenin uşağı olmadı. Eğer Babam bugün paraya önem verseydi Sabancı, Baba'yı görmek için 10 gün önceden randevu alırdı. Son dönemlerde tabii ki maddi bir kaygı alıyor insanı. Hastaneye yattı, bir sosyal güvencesi yoktu. Ve annemin üstüne kayıtlı olarak geçici sağlık karnesi verildi bu adama. Mahzuni'ye böyle değer verdiler.

Onlarla Yaşadı!..

O onlarla yaşadı ve onlara ulaştı. 0 4'ler, 5'ler, 7'ler, 40'lar, hepsi o gün odadaydı. Onu ben hissettim. Bana bir gün bir hikaye anlatmıştı. Dedi ki bak oğlum bizim dünyamızda, biz çemberiz. Namazda saf dururken düz durmayız. Düz duranlar birinin yüzünü hiç görmez, birbirlerinden elektrik almazlar dedi. Biz çember oluruz, herkes birbirinin ne yaptığını görür. Kısacası kendi semahında da söylediği gibi; 'Kapıya mihman geldi, mürşidiniz kim dedi? 40 can boynunu eğdi diyor birbirini gösterdi.' (Ağlayarak) bu demektir ki; 'Doğu, Batı, Gavur, Müslim bir bana.'

O bütün dünya insanını sevdi. Ben onun aşkıyla yandım. O hayattayken bile onunla ilgili konularda boğazım düğümlendi.

Cenaze Namazı Niye Kılınmadı?

Cenaze namazını kılmayın mı dediydi? Niye kılınmadı cenaze namazı?

Ali: Baba namaz istemedi, imam istemedi. O kendi eserlerinde de söylüyor. 'Ben öldükten sonra dua filan istemem' diyor. 'Ölmüş adama niye dua edeceksin ki? Beni yıkamasan ne olur? Beni denize atsan ne olur diyor?' O bir iceberg'di, bir buzdağıydı o. Sadece başı görünüyordu. Koskoca bir dağdı. Ben 29 yaşına kadar sadece Bülent Ali diye yaşadım şimdiyse Ali Mahzuni diye yaşayacağım...

Her yerini öptüm öptüm

Babamı ben yıkadım abimle beraber. Tertemizdi, ölü gibi değildi, uyuyordu. Ve ben onun ilk vefat ettiği an odasına girdiğimde, makinelerden çekildiğinde; odasına girdiğimde baba diye sarılıp ağladım. Hani ikrarımız dedim, bana niye bu kazığı attın dedim. Öptüm, öptüm. Helalleştik. Her yerini öptüm, ellerini, ayaklarını öptüm. En son öpücüğümü de alnına kondurdum dudaklarımı ayırmamacasına. Sonra içime çok büyük bir huzur, mutluluk doldu. Oda bambaşka bir havaya girmişti. Sanki onun taptığı üç önemli şey vardır. Allah, Muhammed, Ali derdi o. Ya Hünkar Hacı Bektaşi Veli derdi, ya Pir Sultan derdi.


DOLUNAYA TÜL DÜŞTÜ-4



Savaş Ay

Yılmaz Erdoğan'dan Aşık'ı yıkan söz

Ali Mahzuni ile yaptığımız söyleşi sırasında bir gönül adamı olan Mahzuni'nin kalbini kıran bazı insanlar olduğunu da anlattı. Bunlardan en önemlisi ise Yılmaz Erdoğan ile ilgili olan olaydı...

Babam Mahzuni Sanat Dünyasında bir tek Yılmaz Erdoğan'a dargın gitti diyorsun. Niye?..

Ali Mahzuni: Böcek Yapım beni aradı: 'Ali Bey biz Vizontele diye bir film çekiyoruz. Babanızın 70'li yıllardan kalma bir parçasını kullanmak istiyoruz. Bize bir demo kaset gönderebilir misiniz?'

Kardeş türküleri

Tabi dedim neden olmasın. Yaptım bir demo kaset gönderdim. Bir daha bunlardan ses seda çıkmadı. Bu olaydan 3-4 ay sonra Hasan Saltık beni aradı dedi ki: 'Ali'ciğim kardeş türkülere babanın bir eserini okutmak istiyorum.' Hay hay niye olmasın dedim. Dedi, 'Telif ne alırsın?' Kayahan 50 bin dolara eser satarken karşısındaki Hasan Saltık, benim abim dedim. Abi ne verirsen o olsun dedim. Baba da öyle dedi. Ve Hasan Saltık bana 500 milyon para verdi biliyor musun? Sonra da 'Ben babanın orijinal sesini kullanmak istiyorum' dedi. Baba dedi ki; 'O olmaz. Ona da 500 kağıt atsın.' Ve koca Mahzuni'nin eserini 1 milyar liraya satın aldı kullanmak üzere.

Galada Dünya Başına Yıkıldı!

Sonra bir gün bir baktık sevgili Yılmaz'dan galaya davetiye geldi. Biz o gün İstanbul'da olduğumuz için uğrarız dedik. Gittik. Baba için de müthiş sürpriz oldu Vizontele'de kullanılmış olması. Şimdi Baba hevesle 140 tane insanın içinde el kadar bebeleri çıkarırken, kendisini de anons edeceğini bekledi Yılmaz'dan. Çünkü o koca bir tarih ya! Senin Vizontele'nden bana ne ya? Sonra film başladı bu zaten anons edilmedi kendine bir teşekkür yazısı, ufacık bir köşede, Mahzuni'ye de şunun için teşekkür... Hiçbir şey yok. Sonra Baba arayı beklemeden çıktı, ben de hemen onun arkasından çıktım.

Babanın Gözleri Neden Doldu?

Ali dedi; 'Ben bu işe 11 yaşında irşat edilerek başladım. Bana Mahzuni adını veren pir beni 50 yıllık Mahzuni etti. Ömrüm nereye kadar yeter ben onu bilmem. Ama ben onu haketmedim!' Gözleri doldu ki; ben onun bir gözyaşına 100 bin tane Yılmaz'ı kurban ederim. Cihana kurban ederim. Ve dedim ki, 'Baba boşver. Herkes hiçbir şeyi görmüyorsa hak görüyor' dedim. 'Doğru söylüyorsun Ali Baba' dedi. Yeniden içeri girdi. Filmin geri kalan bölümünü seyretti, güldü. Çıktı, Hasan Saltık yanına geldiğinde; 'Sağol Hasan. Çok sağol' dedi.

Galayı Terk Etti!..

Ve Baba çekip gitti. Galada da kalmadı. Arkasından benim bir küçük kardeşim. 'Abi siz bunlara izin vermiş miydiniz?' deyince aklımız başımızda değildi. Zaten o bizi uyandırdı. Hasan Saltık bunu alıyor, okutacağım diye. Film müziği olarak anlaşıyor. Bana söylediği kadarıyla 15 bin dolara anlaşıyor. Benden 1 milyara aldığını 15 bin dolara oraya satıyor. Sonra ben orada verdiğim muvafakatta görüntülü, görüntüsüz klip ihtiva eder anlamında söylemiştim. Bir müzik eserinin filmi olur mu? Yani uzun metrajlı filmde kullanılabilir dememişim ki ben sana. Vizyontele'nin adı bile geçmiyor. Kardeş Türküler'i ben daha dinlemedim yalan olmasın ama orada sesi filmden alınmış haliyle kullanıyor demek ki sen önce bunu filmde kullanmışsın. Filmin jeneriği geliyor çünkü alttan. Tabi olay böyle olunca mahkemeye intikal etti.

Ve Mahkeme Koridorları

Hastaneye düştükten sonra Yılmaz da gelmeyince mahkemeyi açtım ben.

Nerede açtın mahkemeyi?

Ali: İstanbul'da. Ve düşün Baba yatağa düşene kadar hala mahkemeye vermemişti Yılmaz'ı. Ve Yılmaz utanmadan kalkıyor, nasıl olsa medya bunların elinde, bunların babasının tapulu malları, bunlar gezdiği mankenlerle gündemde kalmayı başarabiliyorlar. Lan söylediğinizin eri olun! Arkasında durun! Aslanlar gibi poz veriyorsunuz ama, yiğit gibi yaşadığınızı söylüyorsunuz ama Anadolu görünümlü sahtekarlar. Anadolu'ya hakaret etmeyin! Ben buna fıttırıyorum, ben buna deliriyorum.Yılmaz da belki yokluk içinde yetişti ama geldiği yeri unutmasın insanlar. Ben geldiğim yeri unutmadım. Ama gideceğim yerin nere olacağını çok iyi biliyorum. Ölüm bile artık benim için bir mana teşkil ediyor. Ne için öleceğimi de biliyorum. O ne için ölecek onu bilmiyorum. Çıkıp da televizyonda babamın göndermiş olduğu muvafakati gösteriyor. Kamera da onu uzaktan görüyor. Yaklaşsana, yaklaş da orada ne yazdığını bir göster. Yazıyor mu orada ben Vizontele'ye bir şey vermiş miyim?

Son Görüşme Neydi?

Son görüşmeleri ne zaman oldu peki? Ne konuştular?

Ali: Son görüşmesi şu telefondu. Ondan sonra Yılmaz'la bir daha görüşmesi olmadı. Babam bir kere öfkeye kapılıp; ben onu mahkemeye vereceğim, o benim hakkımdı filan dedi. Dedim ki, 'Baba, el ele bakar, el döner yüze bakar. Yapma bunu. O da senin evladın.' Ve Baba gerçekten 3 milyon dolara mal olmuş bir filmden 20-25 bin dolar bir para istemişti. Bu onun en tabi hakkıydı. Yılmaz araya dostlar soktu. Yılmaz yaptı demiyorum. Benim mevzum Yılmaz'la değil. Yılmaz bu işte fahri suçluydu. Ama kendi eliyle kendini suçlu yaptı. Bana telefonda Yılmaz dedi ki; 'Aliciğim, bu olaylar geliştiğinde benim haberim yoktu. Ben Londra'da montajdaydım'. Şimdi Yılmaz Erdoğan gibi belli bir yere gelmiş, maddi rahatlığa kavuşmuş birisinin hiç mi bir hukuk danışmanı yok, hiç mi onu uyaracak bir insanı yoktu?

Bu Nasıl Söz?

Cep harçlığı gönderirim mi diyor?

Ali: 'Ben sana bir cep harçlığı gönderirim' diyor Baba'ya. Baba da ona diyor ki; 'Yılmaz, benim senin göndereceğin cep harçlığına ihtiyacım yok. Ben 50 yıl boyunca senin gönderdiğin cep harçlığı gibi harçlıklarla çok insan besledim ama senin göndereceğinden daha üstüyle besledim.' Baba telefonu yüzüne kapatıyor. Öyle anlattı. Ve düşünün İbrahim Tatlıses gibi bir dev sanatçı kalkıp Kanal D'de dedi ki; 'Bu memlekette 1 milyon insan bu adamın sayesinde zengin oldu. Bunlardan biri de benim' demişti. Benim ona vefa borcum hiçbir zaman bitmez demişti. İçeri girdiğinde İbrahim Abi dedi ki; 'Ben, siye nasılsan diye sormıyam, ben siye geldim ki bana emredesin ben de yapam.' Baba mutluluktan ağlamıştı İbrahim Abi'nin yanında.

Başsağlığı Dilemedi!..

Peki Yılmaz aradı mı? Başsağlığı diledi mi?

Ali: Hayır. Aramadı. Aramayan bir sürü insan var. Belki fırsatı olmadı. Aramasın. Onun da Allah'ın selameti üstüne olsun. İnandığı neyse onun uğruna gitsin. Ama beri en basitinden rol yap ya. Bari rol yap güzel kardeşim. Kötü bir çiçek göndereceğine, çık gel göstermelik de olsa Baba geçmiş olsun de. Kaldı ki o saate kadar mahkeme filan da yok ortada biliyor musun? Bunu bile yapmadılar! Yani Antep'lilerin bir lafı vardır, 'Yediğin pekmez, geldiğin Antep, şehire geldin ketçap mı oldun?' dediği gibi... Ben sahte İstanbullular'dan nefret ediyorum. Ebedi olan adam olmaktır. Babamın söylediği gibi 'adam olmak dile kolay' diyor.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
MAHZUNİ ŞERİF
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Kekliktepe Köyü Forum :: KÜLTÜR EDEBİYAT :: Müzik Odası-
Buraya geçin: